Sehnsucht 20 Yaşında: Rammstein Nefrete Nasıl Karşı Koydu

Bu, iletişimle çeviri sırasındaki anlam değişimleriyle ve kast edilen mesajın algılanandan nasıl bu kadar farklı olabileceği ile ilgili bir hikâyedir. Her şey, siyasetten uzak durmaya çalışan ama o dönemin baskın politik görüşlerinin ağına takılan bir grup provokatör ile başladı. Rammstein, ikinci albümü Sehnsucht’u çıkarttığında (çoğunlukla “Hasret” olarak çevrilir) Almanya’da çoktan tanınıyordu; çünkü ilk albümleri Herzeleid (Gönül Yarası) 102 hafta boyunca Alman listelerinde yer almıştı. Eleştirmenler, Amerikan ağır metal ve Avrupai elektronik müzikten oluşan bu yeni yırtıcı karışımdan dolayı o kadar heyecanlılardı ki bunu tanımlamak için yeni bir tür yaratmak zorunda kaldılar: Neue Deutche Harte (Yeni Alman Sertliği).

Rammstein “çarpan taş” anlamına gelir; ancak bütün hikâye bundan ibaret değil. Grup, benzer telaffuzlara sahip fakat farklı anlamlara gelen eşsesli kurnaz sözcük gruplarını sever. Ve “Rammstein” çarpan taş anlamına gelse de, tıpkı “Ramstein” -1988 Ramstein Uçuş Gösterisi felaketinin yaşandığı yer- gibi okunur. Bu uçuş gösterisi Batı Almanya’daki bir Amerikan Hava Kuvvetleri Üssünde düzenlendi, iki İtalyan pilotun havada çarpışmaları ve aşağıdaki kalabalığın üstüne düşmeleri üzerine 70 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi yaralandı. İlk zamanlarda, grup Ramstein Flugschau (Ramstein Uçuş Gösterisi) adıyla turneye çıktı. Dolayısıyla Rammstein’ı duyduğunuzda, aklınıza sadece “çarpan taş” anlamı değil, aynı zamanda Amerikan militarizmi ve Avrupa estetiğinin ateşli bir çarpışması geliyordu. Bu çeşitli anlamlar, onları İngilizce’de de başarılı olmak için biraz ihtimal dışı bir aday haline getiriyordu.

Ancak, Rammstein’ın her dile aktarılabilecek özel bir gösteri yeteneği vardı: kostümler ve havai fişek gösterileri. Hem mecazi anlamda hem de kelimenin tam anlamıyla ateşle nefes kesen performanslar sergilediler. Sehnsucht albümünün konserlerinde Engel (Melek) şarkısında solist Till Lindermann alevli bir melek kanadı takarken, Christoph Schneider bagetlerinden kıvılcımlar sıçratırdı. Elbette, dünyadaki hiçbir havai fişek sıkıcı bir şarkı için patlamazdı; Engel ise sıkıcı bir şarkı olmak dışında her şeydi. Bu zıtlıklarla dolu çalışma, cehennem ateşini andıran bir bariton ve gürleyen gitarlardan oluşan, yalnız ıslıkların ve parlak brleşlerin eşlik ettiği bir sopranoydu.

Şarkının sözleri şarkının içindeki karakterlerin olmamasını dilediği ahireti işliyordu. Nakaratın ilk üç dizesi Alman pop yıldızı Bobo tarafından seslendiriliyordu: “Önce bulutlar uykuya dalarsa/ Bizi gökyüzünde görebilirsin/ Korkuyoruz ve yalnızız.” Sona doğru, Lindermann son dizeyi haykırıyordu: “Tanrı biliyor, bir melek olmak istemiyorum!”

Ancak ikinci Amerikan albümü “Du Hast” ile Rammstein, ağır metal çalan radyo istasyonlarından, çok daha popüler olan alternatif radyoda çalınmaya başladı. Bu şarkı, çeviri esnasında anlamını yitiren kurnaz bir sözcük oyunundan oluşuyordu. “Du hast”, “sahipsin” anlamına gelir; ancak telaffuzu “nefret ediyorsun” anlamına gelen “Du hasst” ile ayırt edilemeyecek kadar benzerdir. Bu, duygusal bir ilişkinin sonunda yapılan bir konuşmanın anısı gibiydi. Partner “Ben senin miyim? Senin olacak mıyım? Beni koruyacak mısın? Benimle evlenecek misin?” gibi sorular soruyordu, ama aynı zamanda bu “Benden nefret mi ediyorsun?” anlamına geliyordu. Ve Till Lindermann bunları şu şekilde yanıtlıyordu: “Ve ben sessiz kaldım.”

Gitar acımasız bir şekilde ve davullar askeri yürüyüş temposu tutturmuş gibi çalınıyordu. Koro şarkıya epik bir dokunuş ekliyordu ve Christian “Flake” Lorenz tarafından yerleştirilen ses birleştiricileri sayesinde ses Kingston’dan Kiev’e kadar dans salonlarından dışarı çıkmıyordu.

Benim de Wisconsin, Madison konserine katıldığım 1998 Amerika turnesinde, canlı gösteri için Lindermann cehennemden gelmiş bir aşk tanrısı misali alev almış bir yay ve ok kullanmıştı. Ortaokuldaydım, Almanca öğretmenimle aram iyiydi. Kendisi, şivesi ağır, gözlüklü, kısa gri saçlı ve soyadını şimdi hatırlayamadığım ama bizden kendisine sadece Frau dememizi isteyen ufak tefek bir Alman göçmeniydi. Rammstein’ın gösterisinin olduğu gün Frau’ya bir Alman grubunun konserine gideceğimi söyleyeceğim için çok heyecanlıydım.

Gözleri parlayarak gülümsedi. Kendine özgü aksanıyla, “Öyle mi?” dedi, “Hangi grup?”

“Rammstein.” dedim.

Gülümsemesi bir anda yok oldu ve yerini dehşet dolu bir bakışa bıraktı. “Rammstein mı?” dedi, “Onlar Nazi! Adolf Hitler’i seviyor onlar!” Benim de bir Hitler sempatizanı olduğumdan endişelenirken bana temkinli bir şekilde baktı.

O gece, konseri Lindermann kalabalığa doğru ateşli oklar atarken korku ve sıkıntı karışımı bir duyguyla izledim. Frau haklı mıydı? Gerçekten “Nazi” miydiler?

Geçmişe bakacak olursak, asıl problem Rammstein’ın Herzeleid albümünün kapak fotoğrafıyla başladı. Bu fotoğrafta, altı grup üyesi üstsüz, kısacık kesilmiş veya tıraşlanmış şekilde gösterildiler. Açıkçası, dazlak adamlara benziyorlardı ve birçok kişi gerçekten öyle olup olmadıklarını merak ediyordu.

O dönemde manşetlerde genelde beyaz milliyetçiler yer alırdı. Birkaç yıl önce, 1992’de, Alman İçişleri Bakanlığı “Almanya için Alternatif”, “Ulusal Cephe”, “Ulusal Muhalefet” gibi yarım düzine aşırı-sağ ve neo-Nazi siyasi partiyi yasakladı (İfade özgürlüğü Almanya’da Amerika’dan daha kısıtlıydı). 1995’te –Herzeleid‘in bir sansasyona dönüştüğü sene- Almanya Anayasa Mahkemesi, göçmen karşıtı ve tamamen beyazlardan oluşan başka bir aşırı sağcı grup Serbest Alman İşçi Partisini yasakladı.

Söylentiler, Rammstein’ı aşırı-sağ siyaset, Nazizm ve beyaz milliyetçiliği ile ilişkilendirmeye başladı. 1998’de yayınlanan bir Wall Street makalesi en sert eleştirilerden bazılarını bir araya getirdi. Bunlardan bir tanesi bir Dresden eğlence dergisinde, oradaki konserden önce yapılan “Eğer hâlâ Nazi Almanyası olsaydı, Rammstein gibi bir grup 35.Nazi Partisi kongresinde görülebilir miydi?” eleştirisiydi. Ayrıca The Schweriner Volkszeitung isimli bir Alman gazetesi Lindermann’ın ‘R’leri Hitler gibi yuvarladığını öne sürdü.

Rammstein bütün bunların birer “saçmalık” olarak adlandırdı. Fakat suçlamalar, ikinci albümleri Sehnsucht üzerinden devam etti ve Rammstein’ın müziğiyle birlikte bu söylentiler de Amerika’ya ulaştı.

Rammstein Amerikan basınına konuştu, bu söylentileri inkâr etti ve Herzeleid’in kapak fotoğrafı tartışmasından şikâyetçi oldu. Lorenz Hit Parader’a verdiği röportajda “Bütün bunlar çok saçma! O sadece bir fotoğraftı, siyasi bir ifade değildi!” dedi. Lorenz Alman medyasındaki bu karmaşayı suçladı. “Hayatımızda politik hiçbir şarkı yazmadık”, dedi, “Muhtemelen bundan sonra da asla yazmayız.”

Bu Rammstein’ın tartışmalardan kaçabildiği gelmiyordu: Sehnsucht albümündeki şarkı sözlerinde karakterler arası cinsel ilişkilerle ilgili birçok tabuya karşı geldiler. Bir değil, iki şarkıda ensest ilişkiden bahsediyorlardı:“Tier” (Hayvan) ve “Spiel Mit Mir” (Benimle Oyna). “Tier” bir babanın kendi kızına tecavüz etmesini konu alıyordu. Bu, hızlı bir kalp atışına benzeyen gitar pasajlarıyla hareketli ve kaygı uyandıran bir şarkıydı.

“Spiel Mit Mir” şarkısının albüm versiyonu, “aynı odayı ve yatağı paylaşan” iki erkek kardeş hakkında ürkütücü bir çocuk tekerlemesi ile başlıyordu. Kardeşlerden biri ötekine “Benimle oyna!” diye ısrar ediyordu. Bu, bir çocuğun masumiyetini bir yetişkinin öğürme refleksiyle buluşturan yavaş ve mayhoş bir şarkıydı.

Aşağıdaki videoda, Lindermann’ı Terminator robotu ve King Kong karışımı bir kıyafet giymiş olarak görüyoruz. Bu, tişört ve kot pantolon içinde gördüğümüz Metallica’dan farklı olarak, bir Alman operasıydı.

Bu giysiler ve ensest konusu beni Rammstein hakkında kanıtlayamayacağım bir teori geliştirmeye itti. Başından beri, Rammstein’ın tartışmalı bir grup olmak istediğini düşündüm, ama bence daha geleneksel konularda tartışma yaratmak istediler. Sanırım, eğlenceli kostümler giymek ve bazı ebeveynleri dehşete düşürmek için Kiss’in veya Marilyn Manson’ın izinden gitmek istiyorlardı.

Rammstein bunların bir kısmını 1998 Amerika turnesinde gerçekleştirebildi. “Buch Dich” (Yere Eğil) hâkimiyet ve aşağılanma ile alakalı aşina olduğumuz metal söylemleri içeriyordu. Rammstein bu söylemleri iki erkeğin anal ilişki yaşadığı bir içeriğe yerleştirdi. “Yüzün benim için hiçbir şey ifade etmiyor/Eğil!” Canlı gösteriler sırasında, klavyeci “Flake” Lorenz bir maske ve top şeklinde bir ağız tıkacı takıyor ve Lindermann onunla ilişkiye giriyormuş gibi yapıyordu. Su fışkırtan bir dildo da bu gösterinin bir parçasıydı. Bu yüzden 1999’da, Massachusets, Worchester’da Lindermann ve Lorenz tutuklandı ve geceyi nezarethanede geçirdi. (Konu seks ve ifade özgürlüğüne gelince, Almanya Amerika’dan çok daha özgürdü).

Rammstein, kariyeri boyunca “neo-Nazi” etiketi ile gazetelerde yer alan bir grup oldu. Buna kıyasla “rezil soytarılar” veya “anal ilişki” gibi daha dostane etiketler onlar için çok daha rahatlatıcı olmalıydı. Rammstein, apolitik bir rock grubu olma hayalini gerçekleştirmeye çok yakındı, hatta belki de başaracaklardı, eğer hayranlarından biri işleri bozmasaydı…

Eric Harris onları 11.Sınıf fotoğrafında Rammstein tişörtü giyecek kadar seviyordu. Alman kültürüne hayranlık duyan biri olarak, günlük yazılarına genelde “Wie Gehts” (Nasılsın?) diye başlardı. Özellikle KMFDM olmak üzere diğer Alman gruplarını da dinlerdi. Arkadaşı Dylan Klebold’u da müziğe teşvik etmek istiyordu ve onun günlüğüne de “Rammstein” kelimesini yazıp dururdu.

Harris okulda Hitler’e hayranlık duyduğunu belirten ödevler hazırlardı, kendisini bir şeytan olarak adlandırsa da “Hitler Almanya’nın sahip olduğu en iyi liderdi.” derdi. Kendi günlüğüne, Rammstein’ın “Weisses Feisch” şarkısının adını yazdı. Bunun altında, “benim/için/mükemmel/bir/şarkı” yazdı. Altında da “Evet millet, bugün çok önemli bir gündü… Şehir merkezine gittik ve şunları aldık; bir çift namlulu 12 kalibre av tüfeği, 12 kalibre pompalı tüfek, 9 mm’lik karabina, 250 tane 9 mm’lik mermi…” Liste şöyle devam ediyordu: “Weisses Fleisch”in İngilizceye çevrilmiş ilk birkaç sözü: “Sen, okul bahçesinde/ Ben öldürmeye hazırım/ Ve buradaki hiç kimse/ yalnızlığımı bilmiyor.”

20 Nisan (Hitler’in doğum günü) 1999’da, Harris ve Klebold Columbine Lisesi’nin kantinine geldi ve ateş etmeye başladı. Silahlarını kendilerine doğrultmadan önce 11’i öğrenci ve 2’si öğretmen olmak üzere 13 kişiyi katledip 24 kişiyi de yaraladılar.

Amerika’da bunun neden ve nasıl olduğunu anlamaya çalışırlarken karşılarına Rammstein ismi çıkıp duruyordu.

https://youtu.be/iiZ6cBJuK7E

Kısacası, Rammstein’ın Columbine katliamı ile ilgisi yoktu. Rammstein’ın okula ateş açmayan milyonlarca hayranı vardı ve eğer bu grup hiç var olmasaydı, Harris muhakkak başka bir şarkıcıyı dinleyecekti. Bu konudan uzaklaşarak, Rammstein üzerine yoğunlaşmak istiyorum çünkü bence, bundan sonra olanlar ders verici nitelikteydi. Columbine katliamı, grubun kariyerinin gayri resmi bir sonuydu. Bu, Sehnsucht devrinin sonu, yeni bir şeyin başlangıcıydı.

Rammstein hiçbir zaman politik olmak istememişti. Belki siyaset hiç ilgilerini çekmemişti. Belki de bazı hayranlarını kendilerinden uzaklaştırmaktan korktular. Fakat yıllarca kendi siyasi görüşlerini tanımlamayı reddettikten sonra, hâlâ başkaları tarafından tanımlanmaya devam ettiler. Asıl noktaya doğru geliyoruz: Artık sahne arkasında, hayranlarının onları göremediği bir yerde, Rammstein bir seçim yapacaktı.

Bir diğer dönem hayranlarının çok iyi bildiği bir şarkıyla başladı: Mutter albümünden “Links 2 3 4”.

Şarkıda Lindermann, aşırı sağa bir gönderme yaparak “Onlar kalbim sağda atsın istiyor” diyordu, “Ama kendime bir bakıyorum/ Kalbim sola doğru atıyor!” Şarkının klibi bunu daha da belirgin hale getiriyordu. Klipte, komünist karıncalar kendilerini Nazi böceklerden korumak için çalışıyordu. Videonun sonunda bir sürü karınca ölü birinin sağ elini istila ediyordu. Bu da aşırı sağa karşı zaferin simgesiydi.

Baktığımızda, Almanya’daki sağ ve sol algısı Amerika’dakinden çok daha farklı. Konu, nasıl kahramanca oy verdiğinizi duyurmak değildi. Hatta Rammstein’ın aşırı sağ kesimle ilişkisini kesmek konusunda korkak davrandığını söylemek mümkün. Bunu yaptılar ve bu seslerini daha geniş bir alana duyurmalarını sağladı, daha az detaylı karakterler arası cinsellik içeren sözler, daha fazla büyük fikirler, “Amerika” ve “Dalai Lama” felsefeleri… Bütün bunlar daha sonra gerçekleşti, biz bunlardan önceki kısımla ilgileniyoruz.

Bütün bunlardan önce, Columbine katliamından hemen sonra, hala siyasetten uzak durmaya çalışırken, üzüntü dolu ve etliye sütlüye karışmayan bir basın açıklaması yayınladılar: “Rammstein grubu üyeleri, Denver’da yaşanan trajik olaydan etkilenen herkese başsağlığı dilemekte ve acılarını paylaşmaktadır. Bu tür davranışları muhtemelen etkilemiş olabilecek şarkı sözleri yazmadıklarını veya bu yönde bir siyasi görüşe sahip olmadıklarını açıkça belirtmek istemektedirler. Ayrıca, Rammstein üyeleri kendi çocuklarına da sağlıklı ve şiddet içermeyen değerleri kazandırmak için devamlı olarak çabalamaktadır.”

Kendi şarkı sözleri ve politik görüşlerinin Columbine ile bir ilgisi olmadığını kanıtlamaya çalışmalarına özellikle çok şaşırdım. Ama Harris ve Klebold bunu nasıl bilebilirdi? Rammstein bunu belli etmek için ne yapmıştı ki?

Grubun bundan sonra, sahne arkasında veya halkın gözlerinin önünde sahnede neler düşündüğünü bilmiyoruz. Ama sonuçta ne olduğunu biliyoruz: Rammstein gelecekte doğru anlaşılabilmek amacıyla bir şarkı yazmaya karar verdi.

Amerika sağ-kanat beyaz milliyetçiliğinin yeniden ortaya çıkması ile uğraşırken, bu konudan alabileceğimiz çok ders bulunuyor. “İyi niyetli” medyanın bir hikâyeyi nasıl yanlış anlayabileceğini, başkaları sizi tanımlamadan önce sizin kendinizi tanımlamanızın önemini ve aslında kastetmediğiniz bir mesaj vermenin ne kadar kolay olduğunu görebiliyoruz. Ama umudumuzu henüz kaybetmedik; çünkü Rammstein çok daha iyi bir rock grubu olarak bu işin içinden sıyrıldı. Sehnsucht çok iyi bir albümdü; Rammstein’ın Almanya’dan çıkıp dünyaya açılmasını sağladı. Ama Sehnsucht’un tanıtım dönemi Rammstein’ı değiştirdi, böylece daha sonra bir başka Sehnsucht yazamadılar ve yeni bir şeyler denemek zorunda kaldılar.  

Yazar: Wren Graves

Çevirmen: Arya Büyükaşık

Kaynak: https://consequenceofsound.net/2017/08/sehnsucht-at-20-how-rammstein-stood-up-against-hate/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları