Salgın, Açlık ve Acımasız Rus Kışı – Napolyon’un Rusya İstilası Neden Başarısız Oldu?

Napolyon’un Büyük Ordu’su (Grande Armêe) 1812’de Rusya’yı istila etti. 680.000 askerden müteşekkil olmalarına rağmen kaybettiler. Tarihçiler bu yenilgi için hava şartları, tedarik hatları ve kendi sivil halklarının çektiği ıstırabı ya da ölümlerini umursamayan çılgın Rus taktikleri gibi birçok sebep ileri sürmüştür.

Bunların hepsinin doğru olmasının yanında; yeni bir keşif, farklı ve daha çarpıcı bir açıklamayı ortaya çıkardı.

Bu keşif 2001 sonbaharında, Litvanya’nın Vilnius kentinde yapıldı. İşçiler bir Kızıl Ordu kışlasını yıkıp telefon kabloları döşemek için çukurlar kazarken dehşet verici bir şeyle karşılaştılar; insan kemikleri, hem de bir sürüsü.

Bulundukları yerden yola çıkarak kemiklerin KGB’nin kurbanlarına ait olduğuna herkes ikna olmuştu. Sekiz yıl öncesinde hepsi teyit edilmiş KGB infazı olan 700 cesetle dolu bir toplu mezar bulunmuştu.

Dolayısıyla Litvanya Başsavcısı’nın bürosu arandı, onlar da Adli Tıp Enstitüsü’ne haber verdiler fakat kemiklerin Sovyet döneminden öncesine ait olduğu anlaşılınca arkeologlar devreye girdi.

Biraz daha kazınca sadece tek bir kazı alanında 3.269 ceset bulundu. Tarih kayıtlarının araştırılmasıyla Napolyon’un geri çekilmesinden sonra, yöre sakinlerinin 7.190 kişiyi ve 12 atı bu bölgeye attığı ortaya çıktı.

 Vasily Vereshchagin’in, Büyük Ordu’nun geri çekilişini tasvir eden eseri “Büyük Yolda”

Ayrıca madeni paralar, madalyalar, düğmeler, kemer tokaları ve Napolyon Fransa’sına ait üniformaların kalıntıları bulundu. Adli kanıtlar sadece tarih anlatımını desteklemekle kalmayıp, yeni bir şeyi de ortaya çıkardı.

Tarihle başlayalım. Napolyon Fransa’sı aslında Rus İmparatorluğu’yla müttefikti fakat bir problem vardı: Britanya.

Britanya muazzam donanması sayesinde denizlere hükmediyordu ve Napolyon’dan hiç memnun değillerdi. Duyguları karşılıklıydı ve Napolyon, Britanya’ya boyun eğdirmek için onları yalnız bırakıp bir barış anlaşmasına zorlayacak bir ticaret ambargosu olan kıta ablukasını uygulamaya koydu.

Fakat bu durumdan Ruslar da pek hoşnut sayılmazdı. Ruslar doğal kaynaklar yönünden zengin fakat teknoloji yönünden geri kalmış ve fakir bir hâldeydi. Britanya ise bunun tam tersiydi ve sayıları artan fabrikaları ham maddeye doymak bilmiyordu. Paraya çok sıkışan Rusya, Napolyon’un ablukasını ihlal etti.

Nikolay Samokish’in 23 Temmuz 1812 Saltanovka Muharebesi’ndeki Rus güçlerini tasvir eden eseri, “General Raevsky’nin Cesareti.”

Bu durum doğal olarak Napolyon’un keyfini kaçırdı. Polonya’yı özgürleştirmek adı altında Rus Polonya’sını istila etti. Birliklerinin Litvanya’daki Kaunas ve Aleksotas’ta toplanmış büyük kısmı, 24 Haziran 1812’de Neman Nehri’ni geçerek Batı Rusya’ya girdi.

Bu kadar büyük bir ordunun ikmal ihtiyaçlarını karşılamak kolay değildi fakat Napolyon hızlı bir zafer almayı bekliyordu. Sefer hızlı olmaktan çok uzaktı çünkü Ruslar Ağustos’ta Smolensk’te ve Eylül’de Borodino’da olan çatışmalar hariç hiçbir şekilde Büyük Ordu’nun karşısında durmayıp sürekli geri çekiliyordu.

Rus birlikleri savaşmadıkları zamanlarda kendi şehir ve tarlalarını yakıp işgalcilerin erzak ve barınak bulma şansını ortadan kaldırıyordu. Ne yazık ki bu kendi sivil halkına da aynı zararı vermek demekti.

Açlıkla, yorgunlukla ve acımasız Rus kışıyla karşı karşıya kalan Napolyon, Rusların sıcak takibi altındaki ordusunu Vilnius ve Smolensk’e çekti. 380 bin ölü ve 100 bin esir bırakan ordudan sadece 27 bin asker hayatta kalabildi.

Napolyon’un istilası 14 Aralık 1812’de bittiğinde beraberinde Napolyon’un itibarını da yok etmiş ve nihai yenilgisini kesinleştirmişti.

John Heaviside Clark’ın eseri, Büyük Ordu’nın “Neman’ı Geçişi”

Bu toplu mezar gerçekten de Napolyon’un ordusunun açlık, soğuk ve savaşın diğer yaralanmaların mağduru olduğunu kanıtlamaktadır. Bunun yanında mezardaki askerler, Büyük Ordu’nun uluslararası bir kuvvet olmasıyla uyumlu şekilde, Avrupa’nın farklı bölgelerinden gelmişti. Cesetlerin birkaçı da aşçı, çamaşırcı ve hemşirelerin yanı sıra eşler ve ordu fahişesi olan kadınlardı.

Gelgelelim, arkeologların bulduğu en çarpıcı şey, siper humması ve karahummaya yol açan bakterilerin DNA örnekleri olmuştur.

İkisi de açlık, soğuk ya da yaralanmanın yol açtığı hastalıklar değildir. Bunlara yakalanmanın tek yolu bitlerdir. İşte buldukları bir diğer şey de bu olmuştur: Bit DNA’sı, hem de her şeyin ama her şeyin üstünde. Ne yazık ki bu bile tarihi kayıtlara geçmiştir.

Nehrin diğer tarafındaki Rus yolları toprak izlerden fazlası değildi. Bu, piyade veya atlılar için bir sorun olmayabilirdi fakat ikmal katarları için büyük sıkıntılar çıkarıp, önemli ölçüde yavaşlamalarına yol açmıştı.

Kayıtlara göre daha Vilnius’a ulaşamadan 20 bin at susuzluk ve yemsizlik yüzünden ölmüştü. Askerler ya yüksek ateşten hezeyanlar geçiriyor ya tüm vücutlarında isilik çıkarıyor ya da suratları masmavi olup ölüyorlardı. Doktorlar bu derecede büyük sayılarda vakalarla başa çıkamamıştı.

Sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler, haftalarca aynı üniformayı giymek ve çadırların dip dibe olması gibi durumlar bit, pire ve salgın üremesi için mükemmel alanları oluşturmuştu.

Askeri Baş Cerrah Baron Dominique Jean Larrey’e göre sıra dışı derecede yüksek yaz sıcakları yüzünden bitler her yeri sarmıştı. Askerler bit sayısı aşırıya kaçınca üniformalarını söküp çıkarır ve eğlencesine yakarlardı.

Peki ne eğlencesiydi bu?

Üniformalarda o kadar kalın bir bit tabakası olurdu ki önce patlar, ardından vızıltılar eşliğinde birden yanan böceklerin oluşturduğu minik bir havai fişek gösterisi sunarlardı.  

Charles Joseph Minard’ın, Büyük Ordu’nun Rus Seferi’ndeki kayıplarını gösteren meşhur 1869 şeması.

Kış gelip böceklerin icabına baktı ancak çoğu askerin aşırı soğuklarla başa çıkacak yeterince kalın giysileri yoktu. İkmal katarlarının cephe önlerine ulaşmadaki başarısızlığı, toprakların bu kadar muazzam sayıları beslemesinin imkansızlığı ve Rusların her şeyi yakıp gitmesiyle birleşince açlık diğerlerinin icabına baktı. Fakat hepsi bu kadar da değil.

Arkeologlar, mezardaki cesetlerin istisnasız hepsinin çocukluktan beri yetersiz beslendiğini buldu. Bazıları Büyük Ordu’ya şanı için katılırken diğer birçoğu düzenli yemek ve o hiç gelmeyen muhteşem ödül şansının umuduyla katılmıştı.

Yazar: Shahan Russell

Çevirmen: Mehmet Akçay

Kaynak: https://m.warhistoryonline.com/napoleon/real-reason-napoleons-invasion-russia-failed-m.html