Salvador Dali’nin Kadınları Döven Bir Faşist Olması Gerçekten Gerçeküstü

Hayat boyu süren şöhret ve servet arayışında, 19 yaşındakiler tarafından sevilen sürrealist ressam kadın hayranlarını "ezdi" ve İspanyol diktatör Francisco Franco'yu destekledi.

Bellek azmediyor, ancak dengesiz bir şekilde. Salvador Dali’nin 1931 yurt odasındaki Belleğin Azmi posterinden alınan mesaj budur ve sürrealist ressamın mirasından alınan da budur. Bir gün milyon dolarlık şirketler yönetecek genç oğlanlar, insanlığa karşı acımasız bir narsist olduğu gerçeğiyle nadiren yüzleşerek, Dali ve onun sanattaki iticiliğinin kuramsal yükselişine salya akıtıyorlar.

Tekrar tekrar, yüksek profilli tecavüz skandalları ve aile içi taciz, entelektüel hırsızlık ve açık ırkçılığı takiben insanlar, tereddütlü ancak umutlu bir şekilde, sanatı sanatçıdan ayırmanın mümkün olup olmadığını sordular. Genellikle dışa doğru bir tür felsefi şişirme olarak ifade edilen bu sorunun alt metni: Yaratıcının sebep olduğu acıyı düşünmeksizin en sevdiğimiz akılda kalıcı şarkılar, havalı görünen resimler ve iyi yazılmış cümlelerin sadece keyfini çıkarabilir miyiz? Dali ile -nekrofiliyi, hayvanlara ve insanlara karşı şiddeti, faşizmi, öz takıntı ve açgözlülüğü isteyerek kabul eden resmen iğrenç bir adam- bunu yapmak özellikle yaman görünüyor.

1904’te İspanya’da orta sınıf ailesine doğmuş, genç Salvador erken yaşta acımasız bir şekilde hırslı olduğunu, kendi otobiyografisi Salvador Dali’nin Gizli Yaşamı‘nda yazıyor. “Altı yaşında aşçı olmak istedim” mütevazi bir şekilde başlıyor. “Yedi yaşında Napolyon olmak istedim. Ve o günden beri hırsım sürekli bir şekilde büyüyor.” Kitap, bir adamın eş zamanlı akıl sağlığı ve deliliği sürdürmek için bilinçaltı fantezilere, arzulara ve hatıralara erişmeyi ve onları geliştirmeyi kapsayan “eleştirel paranoya” diye bir sanat yapma metoduna nasıl gelebileceğini, gerçek ve mecazi anlamda, örnekleyerek bu havada yaklaşık 400 sayfa boyunca devam ediyor. Ve sonra bununla ilgili resimler yapıyor.

Ben Dali’nin kişiliğini ve davranışını resimlerinden ayırmanın özellikle yaman olduğunu söylüyorum çünkü onun çalışmaları kendi otobiyografisinde iddia ettiği ettiği kaygılarla (matürbasyon, nekrofili) açıkça bağlantılı; kadın cinsel organından korkardı (ilham perisi Gala ile tanışana kadar) ve ayna önünde mastürbasyon yapmayı tercih ederdi. Atmospheric Skull Sodomizing a Grand Piano gibi parçalar psikolojik sembolizmlerinde ağırlar: Ölüm bir sanatçı için çığır açan bir fikir!(Ayrıca İngiliz gazeteci Mick Brown’a “hiçbir şekilde öleceğime asla inanmadığını” söyledi) Bazı “başlarım otoritesine” tuhaflıkları ilginçtir: Örneğin, bir keresinde Paris’te çimle kaplı bir Volkswagen Beetle sürmüştü; başka bir zaman, onu neredeyse öldüren bir dalış kıyafetiyle bir konuşma yaptı. Genellikle sanatın hizmetinde olan diğer uğraşlar zalim: Dali, ikonik Dali Atomicus fotoğrafını oluşturabilmek için Phillippe Halsman (Halsman ayrıca Dali’nin bıyığıyla ilgili kitap yazdı) ile işbirliği yaptığında, süreç 28 deneme gerektirdi, ki her girişimler havaya üç kedi atmak ve onlara kovalarca su fırlatma gerçeği olmasa sorun olmazdı. (Dali’nin ayrıca Babou adında evcil bir vahşi kedisi vardı, ki bunun etiği de şüpheli.)

Sevilen ressam ayrıca şiddet düşkünüydü. Dali kendi otobiyografisine, beş yaşındayken yüksek bir asma köprüden bir oğlanı ittiğini yazıyor; altı yaşında, üç yaşındaki kız kardeşinin kafasına “bir topmuş gibi” “korkunç bir tekme” planlamış. Sadece çocukluğun getirdiği bir nasıl davranacağını bilmemek değil, bu asılsız zulüm Dali büyüdükçe devam etti; sık sık hayranlık topladığı kişilerden sadece tiksinti duymak istediği için hayran olmalarını istiyor gibi görünüyordu. Gençken, beş yıl boyunca ona aşık olan kızı, öpücüklerle ve dokunuşlarla heyecanlandırarak kızdırırdı ama sonra ona daha fazlasını vermeyi reddederdi. (Vajinalar ürkütücü!) 29 yaşındayken, arkadaşları onu “kanayarak” Dali’nin pençelerinden koparana kadar, Dali’nin çıplak ayaklarının güzelliğini belirten -“Bu konudaki ısrarını aptalca bulduğum doğrudur.” dediği- bir kızı “ezdi”.

Ama bekle, dahası da var! Tam Dali üniversiteden atılmışken, Fransız Şair André Breton da onu, esasen, siyasi bir pislik olduğu için Paris Sürrealist Grubundan kovdu: Dali Marksizm’in ruhunu özümsemeyi reddetti ve Hitler’le sempatisini ifade etti, ancak Eric Shanes’in kendi yazdığı biyografi The Life and Masterworks of Salvador Dalí’ye [Salvador Dali’nin Hayatı ve Şaheserleri- Ç.N.] göre, Hitler olayı “daha ziyade ressamın Breton’u gücendirme arzusuyla motive edilmişe” benziyordu. Bu tavrın zaten berbat olduğu kolayca tartışılabilir, ama sonra, Dali’nin faşizmi daha çok bariz bir şekilde görüldü: Dali diktatör Francisco Franco’ya “İspanya’nın en büyük kahramanı” (Franco toplama kamplarını beğenirdi ve 200,000 ve 400,000 arasında kişinin ölümünden sorumluydu) olarak tapmaya başladı ve kızının at üstünde bir portresini resmetti. 1973’te Dali ile bir hafta sonu geçiren Brown’a göre, yıllar sonra sanatçı bu tarz tercihler ile uyumlu ideal bir hükümet sistemini ileri sürdü: “Ülkeyi çok güçlü bir şekilde yöneten bir kral, ve altında olabildiğince çok anarşi! Mümkün olduğu kadar otoriter, her derginin kapağına konacak dekoratif ve sembolik taçlı bir yönetici.”

Breton ayrıca, Dali’yi dolara istekli anlamına gelen “Avida Dollars” takma adıyla vaftiz etti, Dali bu ismi hak etmişti. 1970’lerde, Dali, Alejandro Jodorowsky’nin iddialı ve başarısızlıkla sonuçlanan Dune filmi projesinde”evrenin imparatoru”nu olarak oynamak için saatlik $100,000 talep etti. 1980’lerde, Dali’nin ölümüne yakın, imzasıyla sanat piyasasını dolandırıcılıkla dolduran sayısız olaylar işlediği öğrenildi; sahtekarlar sonradan tablolarının görünüşte doğrulanabilir taklitleriyle beraber bastırabilsinler ve satabilsinler diye boş kağıtları imzalardı.

Bu kadar şeyden sonra, insanın sorası geliyor: Bu adam ciddi mi? Söylemesi zor. Salvador Dali’nin Gizli Yaşamı‘nın bir amacı sahte hatıralar ve fantezileri açıkça bulandırmak; bazılarını kesinlikle ünlü olmak için uydurdu. Otobiyografisini o birinci sınıf öğrencisi gibi analiz ettiğimizde Dali’nin tonu bariz bir şekilde görünüyor: Bölüm başlıkları (“Anekdotik Öz Portre”,”Sahte Çocukluk Anıları”, “Doğru Çocukluk Anıları”) kendilerine gönderme yapıyor ve başlık sanki biri başkasının yaptığı skandalları betimliyor gibi.

Gerçekten de, George Orwell, kitabın (negatif) eleştirisinde Dali’nin “kötülüğünün”, -gerçek ya da hayal edilmiş (ama en azından zararlı etkisi gerçek)- sanatçının hem Napolyon olmak hem de daha ileriye gidebilmesi için ucuz bir strateji olduğunu iddia etti. Belki bir dereceye kadar yukarı kıvrılmış bıyık sadece ilginç görünmek için değil, Dali nereye giderse gitsin tanınması için bir araçtı.

Ne de olsa Brown, Dali’nin Barcelona’nın Las Ramblas caddesinde bir arabadan inerken “alkışları ve geçip gidenlerin ‘üstat’ diye seslenmelerine krallara layık bir el sallamasıyla karşılık verdiğini” yazıyor.

 

Yazar: Lauren Oyler

Çevirmen: Deniz Adrianna Stuhr

Kaynak: broadly.vice.com/en_us/article/8qwp9v/its-really-surreal-how-salvador-dal-was-a-fascist-who-hit-women

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları