“Şapka İğnesi Tehlikesi” 20. Yüzyıl Kadını İle Başa Çıkamayan Erkeklere Terör Estirdi

Şehirli kadınlar, istenmeyen yakınlaşmalara karşı kendilerini sivri aksesuarlarla korudu

28 Mayıs 1903 günü öğleden sonra New York’a gidecek olan Kansaslı genç Leoti Blaker, 23. Cadde’den Beşinci Cadde’ye (Fifth Avenue) gitmekte olan bir at arabasına bindi ve yolculuk için yerini aldı. Vagon kalabalıktı ve itelemeler sonucunda yanındaki erkeğin kendisinin biraz daha yakınına yerleşmiş olduğunu fark etti. Yanındakine ilişkin sessiz bir değerlendirmede bulundu: yaşça büyük, şık giyimli ve “yardımsever görünümlü”. At hızlanınca vagon sıçradı ve yolcular bir kez daha birbirlerine çarpıp durdu; şimdi ise adam omuz omuza, kalçaları birbirine değecek vaziyette ona dokunuyordu. Kolunu kaldırıp sırtının aşağısına doğru yönlendirdiğinde ise Leoti için artık bitmişti. Günümüzün metro tacizi mağdurlarını heyecanlandıracak bir hareketle Leoti, yaklaşık 30 cm uzunluğundaki şapka iğnesine davrandı ve iğneyi adamın koluna sapladı. Korkunç bir çığlık atan adam, sonraki durakta arabadan indi.
“O kadar iyi görünümlü, yaşlı bir beyefendiydi ki canını yaktığım için çok üzgündüm” diye ifade etmişti olayı New York World’e. “Broadway ve ‘L’ kadın avcılarını duymuştum; ancak Fifth Avenue’nun kendine has bir namı olduğunu bilmiyordum. New Yorklu kadınlar bunu tolere etse de Kansaslı kadınlar etmeyecek.”
Ülke genelindeki gazeteler, dönemin argosuna göre zampara ve yırtıcı erkekler olan “kadın avcılarıyla” ilgili (ki bu kelime Theodore Dreiser’in “Sister Carrie” adlı oyununda “Giyinişini ve davranışlarını hassas genç kadınların hayranlığını kazanma amacıyla hesaplayan kişiler” olarak incelikle tanımlanmış) benzer olayları aktarmaya başladı. New Yorklu bir ev kadını, kalabalık bir Columbus Caddesi tramvayında kendisine sürtünen ve onu evde görüp göremeyeceğini soran bir erkeği def etti. Chicago’da bir “kadın avcısının*” aşağılayıcı sorularından rahatsız olan müzikal aktrisi, tacizci uzaklaşıncaya kadar onun yüzüne şemsiyeyle vurdu. St.Louis’teki bir okul öğretmeni, potansiyel saldırganını yüzüne şapka iğnesi saplayarak uzaklaştırdı. Bu haberler sadece sıklığı nedeniyle değil; övgü içeren bir üslup ile yazıldıkları için de dikkate değerdi; tacizcilerine karşı savaşan kadınlar ilk kez çizgi roman karakterinden ziyade kahraman; nesneden ziyade özne olarak görülüyordu. Kadınların erkeklere bağımlılığını bekleyen ve bunu savunan toplum, kadınların kendilerini savunma arzularını ve becerilerini tanıyan yavaş ama kendinden emin bir geçiş sürecindeydi.

San Francisco Sunday Call, 1904

Çalışan kadınlar ve süfrajetler, “kadın avcıları” aleyhinde konuşarak ve kadınların kamusal alanda özgürce –ve yalnız– dolaşma haklarını savunarak gündem kontrolünü ele geçirdi. Sosyal hizmetler görevlisi Jane Addams’ın yakındığı nokta doğruydu: “Uygarlık tarihinde hiç bu kadar sayıda genç kızın ev himayesinden çıkıp şehir sokaklarında tek başlarına yürümesine ve yabancı çatılar altında çalışmasına izin verilmemişti.” Flört ritüelleri ve cinsel alışkanlıklar değişmekteydi. Artık bir erkek, görüşme salonuna çağrılıp kadının ailesinin dikkatli bakışları altında ona kur yapmaya çalışmıyordu; onu her türlü kötülüğün gizlendiği bir gösteriye veya bir dans salonuna götürüyordu. Süfrajetler, Chicago Ahlâk Bozukluğu Komisyonu’nun** ileri sürdüğü, refakatsiz kadınların istenmeyen ilgiden kaçınmaları için mümkün olduğunca –boyalı yanaklar olmayacak veya ayak bileğine göz ilişmeyecek şekilde– mütevazı giyinmeleri gerektiği kanısını reddettiler. Bir süfrajet, bu kanının kadınların modasıyla veya artan özgürlükleriyle değil; bir “kadın avcısının rezil zihniyeti” ile yan yana düştüğünü belirtti.

Süfrajetlerle tartışmak yerine bazı aleyhte konuşan kimseler kurnaz bir yaklaşım edindi; kadının değişen rolüne değil de öz savunmada tercih ettiği yola, şapka iğnesine karşı çıktılar. “Şapka iğnesi tehlikesinin” mağduru olan masum -“kadın avcıları” olmayan- erkeklerin hikâyeleri türedi. Scranton’da 19 yaşında bir kız erkek arkadaşına şaka amaçlı şapka iğnesini batırırken kalbini ölümcül biçimde delmişti. New York’ta genç bir tramvay yolcusu, kulağının arkasında keskin bir acı hissetmişti –bu bir yabancı tarafından kazara batırılmış bir şapka iğnesiydi– ve bir hafta içinde komaya girip ölmüştü. Yine New York’ta, yüz kadın fabrika işçisi, ellerinde şapka iğneleriyle, iddiaya göre anarşist demeçte bulunan iki yoldaşını tutuklayan polis memurlarına saldırmıştı. Diğer kadınlar bile güvencede değildi. Chicago’nun bir banliyösünde, bir kadınla eşinin metresi, polis sona erdirinceye dek düellodalarmışçasına birbirlerine şapka iğnesi çekip, birbirlerinin etrafında çember çiziyordu. “Biz Colt’s markasının yeni ithal şapka iğnesine bakıyorduk,” diye yazmıştı bir gazete alaycı bir tonda, “veya Smith and Wesson’ın ‘hızlı tepki’ iğnesi de olur.” 1909’a gelindiğinde ise şapka iğnesi uluslararası bir tehdit olarak görülüyordu; Hamburg ve Paris’teki polis şefleri iğnenin uzunluğuna yönelik önlemleri hesaba katıyordu.

Mart 1910’da Chicago Belediye Meclisi, dokuz inçten uzun olan şapka iğnelerini yasaklayacak bir yönetmelik üzerinde tartışıyordu; yasağa uymayan kadın tutuklanacak ve elli dolar para cezasına çarptırılacaktı. Müzakereler, kadın ve erkek, meraklı izleyicilerle doluydu ve başlangıcından itibaren çekişmeliydi. “Eğer kadınlar kafalarına havuçlar ve horozlar kondurmak istiyorsa bu kendilerini alakadar eder; ancak kılıç kuşanmak istiyorsa durdurulmalıdırlar.” demişti destekleyenlerden biri. Salonda erkeklerden “Bravo!” nidaları, kadınlardan ıslıklı protestolar… Çeşitli kadın kulüplerinin temsilcisi Nan Davis, komitede konuşma yapmak üzere izin istemişti. “Eğer Chicagolu erkekler şapka iğnelerini elimizden almak istiyorsa önce izin verelim de sokakları güvenli hale getirsinler.” demişti. “Hiçbir erkeğin bana nasıl ve ne giymem gerektiğini söyleme hakkı yok.”

Davis’in ateşli konuşmasına rağmen yönetmelik 2 oya karşı 68 oy ile geçti. Arkasından benzer kanunlar Milwaukee, Pittsburgh, Baltimore ve New Orleans gibi şehirlerde de yürürlüğe girdi. On bin mil uzaklıkta, Sidney’de altmış kadın şapkalarında “ölüm saçan silah” taşıdıkları için para cezası ödemektense hapse girmeyi tercih etti. Muhafazakar Londra kadınları bile kararlılıkla iğne ucu koruyucusu almayı reddettiler.

Süfrajet Harriot Stanton Blatch, Elizabeth Cady Stanton’ın kızı, “Bu durum, kadınların oy hakkı için başka bir argümandan ve erkeklerin kadınları kontrol altında tutamayacakları gerçeğinin acı bir resminden farklı bir şey değil.” dedi. “Kadınların disipline ihtiyacı var; eğer yönlendirilmiyorlarsa barbarlıklarından zorla çıkarılmaları gerekir. Kadınlar hiçbir zaman erkek otoritesine boyun eğmedi ve eğmeyecek. Kadınlara siyasi erk verin ve aralarındaki en iyiler uygar olmayanları eğitsin; erkekler arasındaki en iyilerin kendi hemcinslerini eğittiği gibi.”

Şapka iğnesi sansasyonu 1.Dünya Savaşı başlangıcında durulsa da kısa saç ve kloş şapkalar moda olunca tamamen yok oldu. Tam da bu noktada yeni bir “sosyal tehdit” doğdu: Flapper*** modası. Gelgelelim bu, politikacılar kadınların giydiklerinden öte oylarını nasıl kazanacakları ile daha alakadar olmaya başlayıncaya kadardı.

Çevirmenin notları:

*“Masher” kelimesi, çeşitli sözlüklerce “zampara, hovarda, kadın avcısı” gibi kelimelerle dile getirilse de tarihsel olarak kadınlar üzerinde güç kullanarak isteklerini yerine getiren tacizci erkekleri ifade ediyor. Bu bağlamda Broadway ve ‘L’ tacizcileri Amerika’nın 1880-1930 arası cinsel taciz geçmişinde yer almaktadır. (Kaynak: Kerry Segrave’ın “Beware the Masher: Sexual Harassment in American Public Places,1880-1930” adlı kitabı)

**Chicago Vice Commission, vali ve şehir konseyi tarafından görevlendirilmiş ve onlara rapor sunmakla yükümlü bir belediye organıydı.

***Uçarı veya havai anlamına gelen “Flapper” modası, 1920’li yıllarda belli toplumsal kalıplar içine hapsedilmiş kadınların söz konusu normları yıktığı dönemi ifade eder. Flapper kadını toplumda erkeklerin yanında rahatça yer alabilmektedir; uzun saç, yuvarlak vücut hatları gibi kadınlara yönelik Victorian dönem beklentileri yıkılmıştır. (Kaynak: http://www.gazetebilkent.com/2013/04/06/tarihte-bir-devrim-flapper-kizlari/)

 

Yazar: Karen Abbott

Çevirmen: İris Tolgonay

Kaynak: http://www.smithsonianmag.com/history/hatpin-peril-terrorized-men-who-couldnt-handle-20th-century-woman-180951219/