Selma Yürüyüşü

Selma-Montgomery Arası Protesto Yürüyüşü

Selma-Montromery Yürüyüşü olarak da anılan Selma Yürüyüşü 1965 yılında 21-25 Mart tarihleri arasında, Alabama’nın Selma kentinden başlayıp eyaletin başkenti Montgomery’e kadar süren siyasi bir protesto yürüyüşü olarak tarihe geçti. Başını Martin Luther King Jr’ın çektiği eylem, göstericilerin yürüyüş isteğini iki kez reddeden yerel polisin de karıştığı hareketli birkaç haftanın doruk noktasıydı. Yaklaşık 80 km süren yürüyüşe 25,000 kişiyi bulan geniş bir kitle katıldı. Amerikan yurttaşlık hakları hareketinin yapı taşlarını oluşturan bu olaylar sonucu 1965 yılında vatandaşlar, eşit oy haklarına sahip oldu.

Selma Kentindeki Seçmen Kayıtları

1963 yılında pasif eylemler gerçekleştiren bir öğrenci birliği (Student Nonviolent Cooardinating Committee – SNCC), Alabama’nın merkezi Dallas ilçesindeki Afrikalı-Amerikalı seçmenleri resmi kayıtlara geçirmeye yeltendi. Çabalarının odağında ilçe merkezi Selma vardı, buradaki nitelikli siyahi seçmenlerin yalnızca yüzde bir veya ikisi resmi kayda geçirilmişti. Ayda yalnızca iki gün açık olan kayıt ofisi, Afrikalı-Amerikalı vatandaşların oy hakkı almasına engel olmak için dört sayfalık ağır formlar ve uygulamalı okuma yazma sınavları şart koşmuştu. Öğrenci birliği, 1964 yılının sonlarına doğru çıkarılan Yurttaşlık Hakları Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından daha sıkı çalışmaya başladı. Yerel polis merkezinin başındaki militan ayrılıkçı şerif Jim Clark (ki kendisi “Asla!” yazılı düğmeler takarak oy eşitliğine inanmadığını göstermiştir) gittikçe artan bir şiddetle cevap verdi, öyle ki göstericiler üzerinde normalde hayvancılıkta kullanılan elektrikli üvendirelerden kullandı. Bölgedeki en etkin yurttaş hakları organizasyonu Dallas İlçesi Seçmenleri, Martin Luther King Jr.’ın lideri olduğu Güney Hristiyan Liderliği Birliği’nden yardım istedi. Bunun üzerine Selma kentinin yeni seçilen belediye başkanı Joseph Smitherman yerel polisin uyguladığı şiddeti engellemeye çalıştı  çünkü Selma’ya davet ettiği yeni sanayilerin kulaklarına kötü haberler gitmesini istemiyordu.

Ne var ki Clark, Smitherman’ın emirlerine kulak asmadı. 1965 yılının Şubat ayına gelindiğinde birliğin çabalarının en yoğun döneminde polis şiddeti zirveye ulaştı ve yalnızca Dallas ilçesinde en az 2,000 gösterici tutuklandı. Ocak ve Şubat ayları boyunca Selma’daki durumu başkan Lyndon B. Johnson’a açıklayan King, onu oy hakkını yasal hale getirmek için ikna etmeye çalıştı. Johnson ise herhangi bir yorumda bulunmadı. Yurttaş Hakları Kanunu’nun gerekli değişikliği getireceğine inanıyordu, oy eşitliği kanunu için meclisten yeterli desteği bulamayacağını düşünüyordu ve ırk ayrımına son veren yasaların hâlihazırda epey sinirlendirdiği güney taşralı beyaz vatandaşları daha fazla kızdırmaktan çekiniyordu.

18 Şubat 1965 tarihinde Selma yakınlarındaki Perry ilçesinin merkezi olan Marion’da bir gece eylemi sırasında eyalet polisi, Jimmie Lee Jackson adında siyahi bir genci vurdu. Jackson, bir hafta sonra yaraları nedeniyle Selma’da hayata veda etti. Sonrasında göstericiler Jackson’ın adaletsiz ölümüne, polisin uygulamaya devam ettiği şiddete ve Afrikalı-Amerikalı vatandaşların haklarının çiğnenmesine dikkat çekmek amacıyla eyalet merkezi Montgomery’e bir protesto yürüyüşü düzenledi. 6 Mart tarihinde Alabama’nın ayrılıkçı valisi George C. Wallace yürüyüşü kınayıp eyalet polislerine göstericileri durdurmak için “ellerinden geleni yapmalarını” emrini verdi.

Kanlı Pazar

Yürüyüş için tek başına 7 Mart Pazar gününü belirleyerek birlik üyelerini dışlayan King, birlikte karar vermedikleri için eleştirilerin hedefi oldu. Üyeler, yürüyüşe birliğin baş isimlerinden John Lewis liderliğinde bireysel olarak katılmaya karar verdiler. King’in babası onu pazar günü Atlanta’da kendi kilisesinde vaaz vermeye ikna edince King, yürüyüşü öncelikle 8 Mart, Pazartesi gününe erteledi. Ardından Pazar günü zaten gelmeye karar vermiş göstericileri caydırmamak için vazgeçip, yürüyüşün önceden belirlenmiş tarihte yapılmasına izin verdi. Kendisi, yürüyüşe daha sonra katılacaktı.

Pazar günü Selma kilisesinde toplanan göstericilere, izlemeleri gereken barış yanlısı yöntemler hatırlatıldı. Şayet polis tarafından durdurulurlarsa göz yaşartıcı gaza maruz kalana veya tutuklanana dek oldukları yere oturup dua edeceklerdi. Başlarını Hosea Williams ve Lewis’in çektiği 600 gösterici, ikili sıralar halinde Alabama nehrini geçip Selma’dan uzaklaşan Edmund Pettus Köprüsü’ne uzanan altı caddeyi yürüdü. Köprünün güney çıkışında onları şerif yardımcıları, bazıları ata binmiş “ayak takımı” ve onlarca eyalet polisi karşıladı. Dağılmak için iki dakikaları olduğu söylendi. Williams, bu emri veren memur ile konuşmak istediğini söyledi. Memur, konuşacak bir konu olmadığını söyleyip saniyeler sonra eyalet polisine ilerlemelerini emretti. Bunu izleyen göz yaşartıcı gaz dolu arbede ortamında göstericiler aşağılandı, atla ezildi ve kırbaçlandı. Aralarında Lewis’in de bulunduğu elli gösterici hastaneye kaldırıldı.

Kameralar çatışmayı kaydedip milyonlarca Amerikalının evine taşıdı. Amerikan Yayın Şirketi (ABC), sonradan “Kanlı Pazar” diye anılacak olan Selma yürüyüşünü göstermek için anlamlı şekilde Nazi savaş suçlularının davalarını anlatan Judgement at Nuremberg (Nürenberg Duruşması) (1961) adlı filmin yayınını durdurdu. Olayları izleyen iki gün içerisinde yaklaşık seksen şehirde göstericileri destekleyen eylemler yapıldı.

Salı Dönümü

King, vicdanlı Amerikalıları Selma’daki eylemlere katılıp yürüyüşü yeniden başlatmaya çağırdı. Çağrısına binlerce insan cevap verdi. Aynı dönemde, SCLC avukatları Wallace ve polislerin yürüyüşe tekrar müdahale etmemesi umuduyla dava açtı. Taleplerini kabul eden bölge yargıcı Frank Johnson Jr, yürüyüş tarihine kadar daha fazla eylem yapılmaması için sınırlama kararı da getirdi. 9 Mart tarihinde King, 2,000’den fazla katılımcı ile köprüye yürüdü, ne var ki böyle bir yürüyüşe kalkışmak sınırlama kararına karşı geleceği için eyalet polisi tarafından durdurulan göstericiler ile dua ettikten sonra geri döndü. “Salı Dönümü”nü önemli kılan tek olay yalnızca bu değildi. O gece, Selma’daki eylemlere katılmak için gelen üç beyaz din adamı saldırıya uğradı. İçlerinden Masssachusetts Üniteryen Kilisesi vaizi James J. Reeb, aldığı yaralar sebebiyle öldü.

“Üstesinden geleceğiz”: Lyndon B. Johnson ve 1965 Oy Hakkı Kanunu

15 Mart tarihinde, Kanlı Pazar’ın üzerinden bir haftadan fazla zaman geçmişken, Başkan Lyndon B. Johnson meclisin de bulunduğu bir toplantıda oy hakkı mevzuat önerisini tanıttı. Sonrasında ünlü olan konuşmasında, Selma çatışmasını ülke tarihine yön veren bir dönüm noktası olarak tanımladı. Amerika’da yurttaş hakları hareketinde adı sık sık geçen sözleri şöyleydi:

Selma kentinde olanlar ülkenin her bölgesine, her eyaletine uzanan daha geniş bir hareketin bir parçasıdır. Afrikalı-Amerikalı vatandaşlar, Amerika’daki yaşamdan yararlanıp haklarını sağlama almak için çaba gösterdiler.

Onların haklı nedeni, bizim de nedenimiz olmalıdır. Çünkü yalnızca Afrikalı-Amerikalı vatandaşlar değil, hepimiz bağnazlık ve adaletsizliğin üstesinden gelmeliyiz.

Üstesinden geleceğiz.

Johnson’ın konuşması büyük alkış aldı. King, sevinç gözyaşları döktü.

“Ne kadar mı sürecek? Çok uzun değil.”: Selma’dan Montgomery’e

17 Mart tarihinde Yargıç Johnson, göstericilerin lehine karar verdi:

Yasa, vatandaşların şikâyetlerini topluluklar halinde devlete iletebileceği konusunda barizdir. Vatandaşlar, haklarını halka açık ana yolda dahi olsa yürüyüş yoluyla da savunulabilir.

Yasalara göre beş gün içinde tamamlanması gereken yürüyüşe sayısız kişi katılabilirdi, ancak Lowndes ilçesinden geçen 80. Anayolun iki şeritli 35 kilometrelik kısmına yalnızca 300 göstericinin girmesine izin verildi

Bir dahaki yürüyüşe günler kala Başkan Johnson ile telefonda görüşen Vali Wallace, Alabama Milli Muhafız Teşkilatı’nın göstericilere koruma sağlayacağını söyledi, en azından ima etti. Sonrasında eyalet mevzuatına gönderme yaparak federal hükumetin “bu sözde eylemci grubuna güvenlik ve yardım sağlayacağını” duyurdu. Nitekim başkana çektiği telgrafta Alabama eyaletinin göstericilere güvenlik sağlayama gücünün yetmeyeceğini, bu yüzden güvenlik sorununu federal hükumetin üstlenmesi gerektiğini yazdı. Bu duruma epey sinirlenen Başkan Johnson, Alabama Milli Muhafız Teşkilatı’nı federasyon haline getirip Amerikan ordusunu dağıttı.

21 Mart tarihinde King, sayıları 3,000 ile 8,000 arasında değişen bir topluluğu Pettus Köprüsü üzerinden Selma’dan çıkarıp Montgomery’e yürüttü. Yolda güvenliği 1,800 Milli Muhafız, yaklaşık 2,000 asker, federal memurlar ve FBI ajanları sağladı. Yürüyüş sırasında sayıları 25,000 kişiyi bulan göstericiler beş gün içinde neredeyse 80 km yürüyerek 25 Mart tarihinde Montgomery’e vardı.

King, kalabalığa seslendi. Konuşması “Ne kadar mı sürecek? Çok uzun değil.” olarak bilindi. Konuşma, “Cumhuriyetin Savaş İlahisi” (Battle Hymn of the Republic) şarkısının okunması ile zirveye ulaştı.

Biliyorum, bugün kendinize “Daha ne kadar sürecek?” diye soruyorsunuz. “Önyargı insanların görüşünü daha ne kadar kısıtlayacak, anlayışlarını köreltip dirayeti elden bırakmalarına sebep olacak?”

… Ne kadar mı sürecek? Çok uzun değil.

Daha ne kadar mı uzayacak? Fazla değil, çünkü evrenin ahlakının yayı uzundur, ancak adalete doğru eğilir.

Oy Hakları Kanunu (6 Ağustos 1965 tarihinde) meclis tarafından kabul edilip yasaya geçirildikten sonra okuma yazma testleri kaldırıldı, bu tür testleri seçmen niteliğini belirlemek için kullanan yargı yetkisini ve oy kanunları ve yöntemlerinde yapılacak değişiklikleri federal onaya bağlı hale getirdi. Bunun yanında ABD adalet bakanını, baş vergisini bölgesel ve yerel seçimlerde sorgulaması için yönlendirdi.

1996 yılında meclisten çıkan bir karar Selma ile Montgomery arasını tarihsel bir yürüme yoluna dönüştürdü. Yolun yarısında bulunan Lowndes ilçesinde, Ulusal Park Hizmetleri tarafından yürütülen bir dinlenme tesisi de bulunuyor.

Yazar: Jeff Wallenfeldt

Çevirmen: İdil Bostan

Kaynak: https://www.britannica.com/event/Selma-March

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları