Tarihin Gördüğü En Kötü ve En Korkak Diktatörlerden Biri: Fulgencio Batista

Fulgencio Batista Zaldivar ilki 1940’tan 1944’e, ikincisi 1952’den 1959’a olmak üzere iki sefer Küba Başkanlığı yaptı.

İlk döneminde seçimle başa gelirken, ikinci seferde Küba Devrimi’yle yerinden edilene kadar ABD’nin desteğini alan bir diktatör olarak hareket etti. Batista, otoriter Gerardo Machado rejimini deviren 1933’teki Çavuşlar İsyanı sonrası etkili bir biçimde tüm siyasi gücü kendi elinde topladı

Batista pek seçkin bir aileden gelmiyor olsa da hem annesi hem babası Küba Bağımsızlık Savaşı’nda savaştığından siyasi yönden iyi eğitilmişti. Resmi eğitimiyse Banes’deki devlet okuluyla başlamış, American Quaker  Okulu’nda aldığı gece dersleriyle devam etmiştir. Mali durumunun kısıtlı olmasından dolayı geçinmek için tamircilik, manavlık, kömürcülük ve terzilik gibi çeşitli işlerde çalıştı. 1921’de yaşı yirmiye gelince Havana’ya gidip orduya katıldı.

Batista 1938
Genç Batista
José M. Irisari, Porfirio Franca, Guillermo Portela, Ramón Grau v Sergio Carbó’dan oluşan 1933 Beşler Meclisi, beş kişilik Küba başkanlık meclisidir. O dönemde askeri kuvvetlerin başında olan Fulgencio Batista en sağda..
Batista (solda) ve ilk eşi Elisa Godinez-Gómez; 1938’de yaptıkları Washington D.C. ziyaretinde Küba elçisi Dr. Pedro Fraga’yla selamlaşırken.

1923’te “Guardia Rural” (taşra polisi) olarak göreve başlamadan önce daktilo ve şifreli yazım yetenekleri edinmiş ve bir süreliğine steganografi öğretmeni olarak görev yaptı. Ardından orduya dönüp bir alay komutanının sekreteri oldu.  Batista 1933’e kadar steganografi çavuşu olarak çalıştı. Bu konumu ona o dönemde “çavuşlar komplosunun” önderliğindeki bir grup astsubaya sekreterlik yapma fırsatı sağladı.

1933’teyse Machado hükümetini yıkan başkaldırının bir parçası olan Çavuşlar İsyanının başına getirildi. Machado’nun yerine Carlos Manuel de Céspedes y Quesada geldi fakat bir siyasi ittifak kurmadaki başarısızlığı yüzünden birkaç hafta içinde yerinden edildi. Ardından Beşli Meclis olarak bilinen kısa ömürlü bir beş kişilik başkanlık sistemi kuruldu. Çok geçmeden Ramón Grau San Martín başkan olarak seçilirken Batista da albay rütbesiyle geldiği Kara Kuvvetleri Komutanlığı konumu sayesinde başkanlığı kontrolü altında tuttu.

Batista, 1940’a kadar muhtelif kukla başkanlar üzerinden gücü ve kontrolü elinde tuttu. Ardından halkın desteğiyle başkanlığa kendisini seçtirdi. İktidara gelir gelmez 1940 Küba Anayasasını hazırladı ve 1944’e kadar yerinde kaldı. Kendi eliyle seçtiği halefi Carlos Saladrigas Zayas, Grau tarafından mağlup edildi. Bunlar olurken ilk eşi Elisa Godínez y Gómez’i 1945’te boşayıp Marta Fernández Batista’yla evlendi. İkinci eşiyle birlikte Küba’yı terk edip Florida’ya yerleşti. Marta ve onun dört çocuğundan ikisi ABD’de doğdu.

Batista; Küba’dan kaçmadan sekiz hafta önce eşi Marta Fernández Miranda ile Başbakanlık Sarayı’nda kahvaltı ederken.
Fulgencio Batista portresi, 1940

Batista ailesi sonraki sekiz yılı New York ve Florida’daki Daytona Sahili arasında arasında gidip gelerek geçirdi. Fakat Küba siyasetinde her zaman aktif bir rolü vardı ve 1948’de gıyaben Küba Senatosuna seçildi. Hal böyle olunca memleketine döndü ve Grau’dan izniyle bir dönem daha başkanlık yapmak için Birleşik Hareket Partisi’ni kurdu.  Amacına ulaşamayınca 1952’ye kadar kalacağı Florida’ya döndü. Sonradan tekrar Küba’ya dönüp seçimleri etkisizleştiren bir askeri darbeyi yönetti.

Batista iktirdara tekrar gelince ABD’den lojistik, askeri ve maddi yardımlar aldı; ve kendi oluşturduğu 1940 Anayasasını askıya alıp grev hakkı gibi bir çok siyasi özgürlüğü kaldırdı. Batista’nın politikaları Küba’da zenginle fakir arasındaki uçurumu daha da derinleştirip orta sınıfı yok etti. Zenginlerin ve özellikle şeker plantasyonu sahiplerinin safına geçerek zenginliklerine zenginlik kattı. Küba’nın ihraç ettiği mallar ile ABD pazarları arasındaki aracı oydu.

Küba’daki ekilebilir arazinin yaklaşık %70’i yabancıların elinde olmasıyla beraber şeker plantasyonlarının çoğu ABD vatandaşlarına aitti. Batista’nın hükümeti ülkenin ticari çıkarlarından ve Havana’daki kumar, uyuşturucu ve fuhuş işlerini kontrol eden Amerikan mafyasıyla anlaşmalarından doğrudan çıkar sağlıyordu. Batista Küba’da bulunan çok uluslu ABD şirketleriyle yaptığı karlı sözleşmelerin de büyük faydasını görüyordu.

Havana beyzbol stadının hemen yanındaki kenar mahalleler, Küba, 1954. Arka planda yakınlardaki kumarhanenin reklamları bulunuyor.

Batista, öğrenciler arasında yükselen eleştirileri ve ardından gelen gösterileri bastırmak için istikrarlı bir medya sansürü başlattı ve bunu Komünist Aktiviteleri Bastırma Bürosu gizli polislerine işkence, şiddet ve halka açık infazlar gerçekleştirme izni vermesi takip etti. Devrim Küba kıyılarına varana kadar tüm güç Batista’nın elindeydi.

Fidel Castro, Meksika’da uzun uzun hazırlandıktan sonra Aralık 1956’da Küba’ya geldi ve 26 Temmuz Hareketi’ni başlattı. Hareket diğer bir çok milliyetçi ve isyancı unsura da cesaret verdi. Bunların hepsi Batista’nın karşısındaydı ve Che Guevara’nın komuta ettiği 1959 Santa Clara Muharebesinde zirveye ulaştılar.

Batista; Washington’da Ateşkes Günü geçit töreninde ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Malin Craig ile arabayla geçerken, 1938.
Batista; Fidel Castro ve askerlerinin saklandığı Sierra Maestra Dağlarının haritasının yanında dururken, Mart 1957.

Gemileriyle batan diğer kaptanların aksine Batista, Santa Clara Muharebesi kaybedilir kaybedilmez kaçtı ve gidip askeri müttefiki Dominik Cumhuriyeti diktatörü Rafael Trujillo’nun “eteklerinin altında” saklandı. Batista, Oliveira Salazar Portekiz’inden siyasi iltica alana kadar birikmiş şahsi servetiyle Trujillo’nun koruması altında rahat rahat yaşadı.

Batista Portekiz adası Madeira’da ve Lizbon dışındaki Estoril’de yaşadı. Endülüs Costa del Sol’unda ipotek ve gayrimenkul işlerine yatırım yapan bir İspanyol sigorta şirketinin yönetim kurulu başkanlığını yaptı ve bu konumu 1973’te ölene kadar elinde bulundurdu. 72 yaşında İspanya’dayken bir kalp krizi sonucu öldü. Ölümünden iki gün sonra Küba’dan Castro tarafından yollanmış Batista’yı öldürmek için bir suikastçı ekibinin mevcudiyeti söylentisi vardır.  

ABD Başkanı John F. Kenedy, 24 Ekim 1963’te Jean Daniel’e şöyle demiştir:

Sömürge yönetimi altına girmiş tüm ülkeler dahil dünyada hiçbir ülkenin ekonomik sömürü, aşağılama ve kötüye kullanmada Küba’dan daha vahim bir durumda olduğuna inanmıyorum, ki bunun bir sebebi de ülkemin Batista rejimi dönemindeki politikalarıdır. Ben, Fidel Castro’nun Sierra Maestra’dan açıkladığı haklı olarak adalet çağrısı ve özellikle yozlaşmadan arınmış bir Küba özlemi bildirisini onayladım. Daha da ileri gidip şunları söyleyeceğim: Batista bir ölçüde Birleşik Devletler tarafından işlenen günahların vücut bulmuş hali gibiydi. Şimdi biz bu günahların bedelini ödemeliyiz. Batista Rejimi konusunda ilk Küba devrimcileriyle mutabıkız. Bu gayet nettir.

 

Yazar: Tijana Radeska

Çevirmen: Mehmet Akçay

Kaynak: https://www.thevintagenews.com/2017/05/18/fulgencio-batista-one-of-the-worst-and-most-cowardly-dictators-in-history/