Tiyatro Binalarının Tasarımı Dünden Bugüne Nasıl Değişti?

İlk Tiyatrolar

İngiltere’deki tiyatro gösterileri için kullanılan ilk yapılar, eski Yunan tiyatrolarını kopyalayan Romalılar tarafından tanıtılan amfitiyatrolardı. Bunlar, başlangıçta ahşap ve daha sonra taştan yapılmış yarı dairesel yapılardı.Yükseltilmiş bir sahneyi kuşatan koltuklarla havaya açıklardı.

Ortaçağ tiyatrosu büyük salonlarda, ahırlarda ya da galeri hanların açık avlusunda özenle hazırlanmış geçici sahnelerde sunulurdu. Elizabeth dönemine ait ahşap çerçeveli açık hava tiyatroları, Londra’daki Globe tiyatrosuna benzer formunu bunlardan aldı. Bu tiyatrolar genellikle bir tarafta üstü kapalı platform sahnesi olan çok taraflı binalardı. Dinleyiciler, diğer tarafların etrafındaki kapalı galerilerde veya açık avluda oturuyor veya ayakta duruyordu. Tüm performanslar günışığında gerçekleştirilirdi.

Londra’da Shakespeare’in ‘Globe’unu gösteren görüntü, bir Elizabeth dönemi tiyatrosunun yeniden inşa edilmiş hali.

On Yedinci Yüzyıl Tiyatroları

Stuart döneminde tiyatroya olan ilgi arttı. Birçok zengin saraylı ve aristokrat evlerinde gezici tiyatro gösterileri düzenledi. Maskeler de kraliyet sarayı ve çoğu kez kutlamalar için görevlendirilen zenginler için popüler bir eğlence şekliydi. Bu tür, müzik, dans, süslü kostümler ve sahne dekorları içerir. Mimar Inigo Jones birkaç kraliyet maskesi için sahneler planladı, daha sonrasında ise tiyatro binaları tasarlamaya yöneldi. İtalya’yı ve Fransa’yı gezdi ve buraların dizaynlarından büyük ölçüde etkilendi. Ayrıca prosenyum kemerinin -üç cepheli sahne üzerindeki dekoratif,mimari bir çerçeve- ilk kullanımı kendisine atfedildi.

1642’de I.Charles’ın idamından sonra, sivil karışıklık tehdidi nedeniyle tiyatro gösterileri yasaklandı. Tiyatrolar kapandı ve birçoğu yıkıldı.

20 yıl sonra monarşinin yenilenmesinin ardından, tiyatroya olan ilgi yeniden başladı. II. Charles, Taç’a olan sadakatlerinden ötürü ödül olarak Londra’daki iki tiyatro şirketine, Davenant’a ve Killigrew’a tiyatro oynamak için patent verdi. Drury Lane ve Covent Garden’da kalıcı tiyatrolar kurana kadar şehrin dört bir yanında pek çok yerde gösteri yaptılar. Daha sonrasında kral, Londra’da birkaç tiyatroya daha kısıtlı patentler verdi. Ancak bu zamana kadar tiyatro binaları Avrupa’daki etkilerden etkilenmeye başlamıştı. Onlar şimdi zeminde oluklar kullanarak pozisyona kaydırılan değiştirilebilir sahneli ve çatılıydı. Diğer dekor yukarıdan sarkıtılıyordu. Bu detaylı sahne setlerini yerleştirmek için sahne arkasında daha fazla alan gerekiyordu.

On Sekizinci Yüzyıl Tiyatroları

1737 Lisans Yasası, tiyatro sansürünü sıkılaştırarak Lord Hazine Vekili’nin denetimine soktu. Sadece yasal tiyatro olarak bilinen patent tiyatroları tiyatro sergileyebildiler. Patent dışı tiyatrolar melodram, pandomim, bale, opera ve müzikhol (parodi) gerçekleştirdi. Bunlar müzik veya müzikal araya girdiğinde, oyun olarak sınıflandırılamazlar ve legal olmayan tiyatro olarak kabul edilirler, dolayısıyla Lisans Yasasına tabi değildirler.

Daha sonra, Londra dışındaki şehirlere bir dizi kraliyet patenti verildi. Bunlar “Kraliyet Tiyatroları” olarak bilinirdi. Birçoğu hâlâ faaliyettedir ve sade bir neo-klasik tarzda inşa edilmiştir.

Truro’daki eski Kraliyet Tiyatrosu’nun ön cephesi.

Ayrıca on sekizinci yüzyılda, oyuncuların ekipleri pazar kasabaları arasında düzenli olarak dolaşmaya başladı. Oyun evleri dedikleri, benzer şekil ve büyüklükte olan kendi tiyatrolarını kurdular. Bu, standart dekorların kolayca dikilmesini ve yeniden kullanılmasını sağladı ki bu da taşıyıp gezmeyi daha kolay hale getiriyordu. Mütevazı boyut ve dış yapılarıyla bunlardan yüzlerce inşa edildi. İçleri basitti, izleyicilere yansıtılan sahne ile dikdörtgen planlı bir odadan oluşuyordu. İnsanlar, sahnenin karşısında duran yerdeki banklara ya da sütun veya tahta direkler tarafından desteklenmiş, kalan üç duvarın karşısındaki balkonlara oturuyorlardı. Her dekor sahnenin arkasına koyulurdu. Zenginler, sadece daha iyi izlemek için değil, aynı zamanda seyircilerin geri kalanı ve oyuncu tarafından görülecek şekilde sahnede oturmak için biraz daha fazla ödeme yapardı. Bu tiyatrolar sınırlı periyotlara açıktı ve gösteriler için gerekli olmadığı zamanlarda, toplantı salonu veya balo salonu gibi diğer işlevler için kullanılabilirdi.

Tiyatrolarda ağırlıklı olarak yangın riski bulunan ahşap iç mekanlar vardı. 1794’te Londra’daki Drury Lane Theatre, büyük tiyatrolarda yasal olarak zorunlu hale gelecek ilk emniyet perdesini kullanmaya başladı. Ayrıca sahnesinde yangın söndürmek için çatısında büyük bir su deposu vardı, bu diğer tiyatrolar tarafından da benimsenmişti. Tiyatro, aynı zamanda sahnesini daha ateşe dayanıklı hale getirmeye de başladı.

Yüzyılın sonlarına doğru, birçok şehir tiyatrosunun cepheleri daha heybetli klasik tarzda inşa edilmişti. Bazılarının, büyük kent evlerinin veya kır evlerinin önlerinde görülen sütunlu girişleri vardı. Bunlar çoğunlukla gösteriş için eklenirdi, ancak bir kaçı zenginlerin hava koşullarına maruz kalmadan arabalarından inmesini ve tiyatroya girmesini sağlardı.

On Dokuzuncu Yüzyıl Tiyatroları

1800’lerin başında kısmen ekonomik düşüşe ve oyunculuk ve üretimin zayıf standartlarına bağlı olarak tiyatro katılımı azaldı. Orta sınıflardaki patronaj da tiyatronun giderek kötüleşen şöhreti ve boğuk doğası sonucunda düştü. Dolayısıyla pek çok tiyatro binası kapandı ya da başka kullanım amaçlarına uygun olarak dönüştürüldü.

Sanayi Devrimi’yle birlikte, kırsal kesimden bir çok insanın genişleyen endüstri kentlerine göç etmeye başladı. Bu, kırsal tiyatroların gerilemesine neden oldu, ancak ülke genelinde bazı tur şirketleri, çoğunlukla düzenlenmiş ahırlarda da olsa, faaliyetlerini sürdürdü. Bununla birlikte, daha yoğun nüfuslu kent merkezlerinde tiyatro inşasında önemli bir artış oldu.

1843’te Tiyatrolar Yasası, patent tekelini kaldırdı ve hazine vekilinin herhangi bir uygun kişiye tiyatro lisansı vermesine izin verdi. Bu, her zaman kar isteyen borsacılar tarafından yeni tiyatroların inşasını teşvik etti. Ancak Lord Hazine Vekili’nin yeni lisansları, oditoryumda alkol tüketimini yasaklamıştı. Bu, işte kalmak için alkol satışlarına dayanan birçok küçük salon tiyatrosunun kapanmasına yol açtı.

Bununla birlikte aynı yasal düzenleme, yerel yetkililerin içkili mekanlara çeşitli gösteriler düzenleme izni vermelerine olanak sağladı; bu da müzikhol olarak bilinen yeni bir popüler eğlence şeklinin oluşmasına yol açtı. Kısa zamanda, alkol satabilen ve müzik yapımları sırasında yemek servis edebilen içkili mekanların üzerine konser veya akşam yemeği odaları inşa edildi. Bunlar düz bir zemin ve dekoru az olan ya da hiç olmayan basit bir açık platform sahneye sahip, genellikle iyi aydınlatılmış odalardı. Seyirciler sahnenin önündeki bankların üzerine, masalara veya bir ya da daha fazla duvardaki balkonlara otururlardı. Akşam boyunca gelip gidebilirlerdi ve performans zamanlarıyla sınırlı değillerdi.

Sonunda, müzikhol olarak adlandırılan bu yeni eğlence biçimini karşılamak için belirli bir tiyatro binası geliştirildi. Sahnenin önünde daha az masa vardı, daha fazla insanı yerleştirmek için bank alanını kullanıyorlardı.Yüzlercesi, para kazanma kaygısı yüzünden işçi sınıfı alanlarında inşa edildi.  

Wilton’s Music Hall, Londra

On dokuzuncu yüzyılın ortalarında tiyatro binası, J. T. Robinson ve C. J. Phipps gibi mimarların başını çektiği, uzman bir mimari disiplin haline geliyordu. Binaya giriş düzenlemeleri daha geniş olan ve daha lüks sosyal alanlara sahip, daha büyük tiyatrolar kurmakla görevlendirildiler.

Genellikle daha eski tiyatrolar yıkılmış ve daha geniş kitlelere hitap edecek şekilde yeniden inşa edilmiştir. Oditoryumda, dikdörtgen galeriler, sahneyi kaplayıp daha iyi görüş sağlayan at nalı şeklinde balkonlarla yer değiştirilmeye başlandı.

Amaç, tiyatroya saygınlık kazandırmak ve orta sınıflar için sosyal açıdan daha kabul edilebilir kılmaktı. Bunu başarmak için farklı sınıflar ayrıldı -mali olarak biletlerin ücreti ve fiziksel olarak ayrı girişi çıkışları ve dolaşım yollarını kullanma gereği ile-. Zenginler, desenli halılar ve büyük merdivenli, aydınlatılmış girişlerden girerlerken daha ucuz koltuklara giriş ise, daha az sayıda büyük merdivenli ve ortak alanlı daha küçük yan veya arka girişlerden sağlandı. Ayrıca sahnelerin önündeki banklar ise daha rahat oturaklar ve zenginler için halılı koridorlarla değiştirildi. Daha ucuz koltuklar şimdi, “çukur’’ olarak bilinen ahşap bir bariyerin gerisindeki arka tezgahlarla ve balkon veya galeri ile sınırlandırıldı.

Tiyatro, nüfusun büyük çoğunluğu tarafından beğenilmesine rağmen her zaman İngiltere’nin tamamında erişilebilir değildi. Galler’in kırsal alanlarında taşınabilir tiyatro popülerdi. Bu tiyatrolar kırsal bölgeleri dolaşırdı ve sökülüp kolayca taşınabilirdi. Bunlar, kalıcı tiyatro mekanlarını geçindiremeyen köyler ve küçük kasabalar tarafından çok iyi desteklendi ve bu durum I.Dünya Savaşı’na kadar sürdü.

Victoria Dönemi Buluşları ve Yasaları

Victoria dönemi, tiyatro dizaynını etkileyen birçok yenilik gördü. Aydınlatma, mumdan gaza, ardından da sıkı sağlık ve güvenlik yasasına göre elektrik enerjisine dönüştü. Her ikisi de yönetmenlerin aydınlatmayı teatral efekt için kullanmalarını sağlayan daha parlak bir ışık yaydılar.

İleriki yasalar, her seviyede oturan izleyicilerin yangın veya panik tahliyesi durumunda hızlı ve güvenli bir şekilde tahliye edilmelerini gerekli kılmıştır. Çoğu tiyatro iç mekanı, koltuklar, balkonlar ve yapısal destekler de dahil olmak üzere çok sayıda ahşap kullandı. O zamanlar tiyatronun ortalama ömrü yangın riski nedeniyle yirmi yıldan azdı. 1887’de Exeter Theatre Royal’da yaşanan, 190’dan fazla insanın hayatını kaybettiği yangın gibi trajediler, yeni tiyatroların daha dikkatli planlanmasına veya eski tiyatroların yenilenmesine yol açtı. Yangın çıkışları ve kaçış yolları kanuni bir gereklilik haline geldi.

Her Majesty’s Theater, Londra’daki 1867 yangını.

Konsol balkonların geliştirilmesi bir diğer yenilikti. Betonla kaplı çelik çerçeveli yapıların, izleyicinin sahne görüşünü engelleyen destekleyici sütunlara ihtiyacı yoktu. Beton, sadece ateşe karşı dayanıklılığıyla değil aynı zamanda dikkat çekici kavisli formlara dönüştürülebilmesiyle kısa sürede tiyatro iç mekanları için popüler bir materyal haline geldi.


Çevirmen:
Eylül Metin

Kaynak: http://www.theatrestrust.org.uk/discover-theatres/theatre-faqs/172-how-has-the-design-of-theatre-buildings-changed-over-time

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları