Tiyatro Dekorlarının Türleri Nelerdir?

On altıncı yüzyıl Elizabeth dönemi ve on yedinci yüzyıl Jacobean dönemi tiyatroları açık havada oynanıyordu. Fakat sahnelerinin üstü kapalı olurdu ve genellikle gökyüzünü tasvir etmek için bu üst kısım güneş, ay ve yıldız resimleriyle süslenirdi.

Resim yeniden yapılandırılmış ve on altıncı yüzyıl tiyatrosuna ait Shakespeare Globe Tiyatro sahnesinin tavanını göstermektedir.

On sekizinci yüzyıl tiyatrosunda ise sahnenin iç kısımları genellikle daha zarif ve sade bırakılırdı. Bazen illüzyon ve özel efekt tasarımları için yetenekli dekor ressamları tutulur ve iç kısımlar bu ressamlarca dekore edilirdi.

On dokuzuncu yüzyılda, bu alanlarda gösterişli bir hava yaratmak adına iç tasarımcıların yanı sıra mimarlar da çalıştırılmaya başlandı. Bu gösterişli hava da genelde geçmiş yüzyıllarda kullanılan stillerin karışımıyla sağlanıyordu. Bu dönemde başta Hint, Çin ve Arap tarzı stiller olmak üzere egzotik unsurlar rağbet görmeye başladı. Bazı iç kısımlar antik Roma, Yunan ve Mısır binalarından alınıp aynen kullanılıyordu. Bazı tasarımcılar ise genellikle hayvan motifleriyle süslenen hipodrom ve sirklerin mimarilerinden etkilendi.

Resim 1868 yılı Londra sahilindeki Gaiety Tiyatrosunu göstermektedir.

Müzikholler kendine has bir dekorla oluşturulurdu. Çoğunlukla gösterişli ve ciddiyetsiz olan ve barok döneminin etkisinde kalan müzikholler, sahnelerinin gösterişliliğiyle hatırlanırlardı.

On dokuzuncu yüzyılın sonuna doğru gaz lambalarının ve daha sonra elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşması iç dekorlar üzerinde önemli bir etki yarattı. İki aydınlatma da sahnenin iç kısmının mumlara ve yağ lambalarına göre daha iyi görünmesini sağlıyordu ve oyun sırasında oditoryumun karartılmasına olanak sağlıyordu. Tasarımcılar daha derin gölgeler ve belirgin yüzeyler yaratmak için kalıba dökülüp oyulmuş alçıdan yapılma, daha canlı heykelsi dekorlar kullanmaya başladı. Daha gösterişli bir oditoryum ve toplumsal alan yaratmak adına şamdan da dahil olmak üzere ayna ve cam kullanımının yanı sıra altın yaldızlı alçı kaplama kullanımı da yaygınlaştı.

Resim Hackney Empire kubbesinde detaylı ve zengin bir dekorla süslenmiş frizi tutan bir melekle birlikte tasvir edilmiş bir kafesi göstermektedir.

Tiyatroların ön cepheleri de gittikçe daha gösterişli ve azametli bir hal almaya başlamıştır. Genellikle alınlık, korkuluk, taret ve kubbelerle oluşturuluyor ya da heykel ve yontu, sütun ve gömme ayaklarla süslenmiş şekilde tasarlanıyorlardı. Ön cepheler içinde bulunanlara eş değer canlı bir görünüm yaratmak ve kapılarının ardındaki tiyatral ihtişamın cazip bir görünümünü sunmak için ustalıkla aydınlatılırdı. Bu büyük ön cepheler izleyicileri tiyatroya çeken unsurlardan biriydi.

Resim Londra’daki Palace Tiyatrosunun ön cephesini göstermektedir.

Birinci Dünya Savaşından sonra, tiyatroların iç kısımlarının tasarımında yeni ve lüks sinemaların art deco stilinde inşa edildiği Amerikan etkileri görülmeye başlandı. Bu stil; keskin geometrik şekiller, modernleştirilmiş resimler, cilalanmış yaldızlar ve ışık efektleriyle özdeşleştirilmişti.

Resim Birmingham’da bulunan ve art deco stilinde tasarlanmış New Alexandra Tiyatrosunun oditoryumunu göstermektedir.

1970 ve 80’lerde farklı türde performansları bir arada bulundurmaya olanak sağlayan tüm çıplaklığı ve karartılmış iç kısımlarıyla kara kutu tiyatroları ün kazanmaya başladı.

Daha yeni bir akım ise tiyatro sahnelerinin iç kısımlarında ayırt edici özellikleri desteklemektedir. Diğer yeni tiyatrolar caddenin karşısından dahi kolayca görülebilecek geniş pencereli orta avlulardan oluşur. Bu yeni kültürel alanlar, halkı, içini kolaylıkla görebildikleri tiyatrolara girmeye teşvik eden ve tiyatro dünyasına dahil olmaya ve tiyatroların birçok olanaklarından yararlanmaya davet eden alanlardır.

Resimler: Ian Grundy, Theatres Trust

 

Çevirmen: Nisrem Akciğer

Kaynak: http://www.theatrestrust.org.uk/discover-theatres/theatre-faqs/169-what-are-the-different-styles-of-theatre-decoration