Tutuklu İkilemi, Bencil Düşünmenin Zararlarını Ortaya Koyuyor

Karşınıza çıkan herhangi bir durumda kendi çıkarınıza davranmanın sizi olası en iyi sonuca ulaştıracağını düşünürsünüz. Ancak bu her zaman doğru değildir. Oyun teorisi ismi verilen alandaki en iyi bilinen örneklerden biri olan tutuklu ikilemi, grubun yararına davranmanın -söylenmesi yapılmasından kolay olsa da- bazen kişi için en iyi yaklaşım olduğunu göstermekte.

İkilem şöyle:

Diyelim ki Joanie ve Ashley’in Nikola Tesla’nın ölüm ışınını çaldığından şüpheleniliyor. Savcı Reuben onları ayrı odalarda sorguluyor ve her ikisine de aynı teklifi sunuyor. Her ikisi de itiraf etme ya da sessiz kalma özgürlüğüne sahipler ancak biri itiraf eder ve diğeri sessiz kalırsa itirafçıya yöneltilen suçlamalar düşüyor, diğeri bir yıllık hapse mahkûm ediliyor. Hem Joanie hem de Ashley itirafçı olursa ikisi de gözaltına alınıyor. En iyi sonuca ulaşabilmek için Joanie ve Ashley ne yapmalı?

Tutuklu ikilemindeki “ikilem”, her iki kişinin de itiraf etmesinin ikisinin de sessiz kalmasından daha kötü sonuçlanmasına karşılık itiraf etmenin sessiz kalmaktan iyi olması üzerine kurulu. Çünkü Ashley itiraf ederse en kötü senaryoda gözaltına alınır ve en iyi senaryoda suçlamalar düşer ancak sessiz kalırsa Joanie egzotik dondurmalar tattığı bir dünya turuna çıkarken 1 yıl hapis yatma riskini göze alıyor demektir. Aynı şey Joanie için de geçerli. Diğer kişinin ne seçeceği önemli değil; en iyi (ya da bu durumda, en az kötü olan) sonuç için her ikisi de itiraf etmeyi seçmeli.

Gerçek Dünya İkilemleri

Tutuklu ikilemi gerçek dünyada her yerde kendini gösteriyor. Rekabetçi firmalar bir ürün için fiyat belirlemeye karar verdikleri her seferde her ikisinin de düşük fiyat belirlemeleri gerekliliği ile boğuşuyorlar (yüksek fiyat veren firma için biri düşük diğeri yüksek iki fiyat olması kötü iken iki düşük fiyat her ikisi için de daha az kötü olacak). Jeopolitik konular için de aynı şey geçerli – Brexit’i anımsayan var mı?

Golden Balls isimli İngiliz oyun programında ikilemimizin etkileyici bir örneğini görebilmekteyiz. Program çok sayıda oyuncuyla başlayıp iki oyuncu ve önemli miktarda para kalıncaya dek sürüyor. Son turda oyunculara iki top sunuluyor: Birinde “bölüş”, diğerinde “çal” yazıyor. Oyuncuların ikisi de “bölüş” yazılı olanı seçerse parayı paylaşıyorlar; ikisi de “çal” yazılı olanı seçerse ise elleri boş kalıyor. Biri “bölüş” olanı, diğeri “çal” olanı seçerse çalan tüm parayı alıyor, bölüşen kaybediyor. Bu örnek iki tutuklunun karar vermeden önce konuşma şansı olması dışında tipik bir tutuklu ikilemi ve klasik ikilemdeki gibi, oyuncular en iyi sonuca ulaşabilmek için parayı bölüşmeliler; ancak taraflar, çoğunlukla, parayı bölüşme konusunda uzlaştıklarını söyleseler de, yarışmanın sonunda bir taraf anlaşmadan cayarak bütün parayı alıp ayrılıyor.

Gerçi bir seferinde, Nick isimli bir oyuncu İbrahim isimli diğer oyuncuyu “çal” yazılı olanı seçeceğine ikna etmiş ve İbrahim “bölüş” olanı seçerse şovdan sonra parayı onunla paylaşacağını söylemişti. Hararetli bir tartışmadan sonra İbrahim “bölüş”ü seçmeyi onayladı ancak Nick “bölüş”ü seçti. Yaptığı bu blöf, İbrahim’in “bölüş”ü tercih ettiğinden emin olmasının tek yoluydu. Oyuncudan değil, oyundan nefret edin.

Çevirmen: Özay Gököz

Kaynak: https://curiosity.com/topics/the-prisoners-dilemma-shows-the-hazards-of-selfish-thinking-curiosity/

 

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları