Vahşi ve Esir Şempanzeler İnsanlarla Benzer Kişisel Özellikler Paylaşıyor

1950’lerin sonlarında ve 1960’ların başlarında Jane Goodball, şu an Tanzanya olan Gombe Milli Parkı’nda gözlemlediği şempanzelerin kişiliklerini niteliklendirmeye başladı.Tanımlamalarında bazılarının diğerlerine nazaran daha oyuncu ya da agresif, sevecen ya da besleyici olduğu kanısına vardı. Fark ettirdiği bu gerçek zamanın bilim insanlarını dehşete düşürmüştü . Bilim insanları bir amatör olarak düşündükleri kadının (o zamanlarda doktorasını daha bitirmemişti.) hayvanların kişisel özelliklere sahip olduğunu keşfediyor olduğunu iddia ettiler.

Şu an 83 yaşında olan Dr. Goodall pazartesi günü İngiltere’deki evinden telefonla bağlanarak yaptığı röportajında,  ‘bilim insanlarının kendisini insanbiçimciliğin kötü tarzlarından sorumlu tuttuğunu’ düşündüğünü söyledi.

*Zaman da onun sezilerini doğruladı.* Vahşi hayattaki şempanzelerin tutsaklık halinde olanlarla gösterdiği karakteristik benzerlikler ve aynı zamanda insanlardaki kişisel özelliklerle güçlü bir şekilde çakışma durumu, yayınlanan yeni araştırma ‘Scientific Data’da doğrulandı.

Gombe’deki şempanzeler hakkındaki yeni tetkikler, 1973 yılında içinde 100 şempanze olan 24 farklı hayvan türü ile yapılan araştırmayı geliştirdi ve birkaç yıl önce de şempanzelerle alakalı yapılan yeni bir çalışma bu sonucun gelişimini bir nevi evrimleştirdi. Daha önceki araştırmalarda hayvanlar master öğrencileri tarafından bireysel olarak belirleniyordu ve son zamanlarda alan çalışması yapan Tanzanyalı asistanlar tarafından cana yakınlık, depresyon, kızgınlık, otokontrol, dışa dönüklük gibi benzer özellikler bulundu.

Araştırmacılar iki araştırmada şempanzelerin benzer özelliklerini belirlemek için farklı anketler kullandı ama iki araştırmanın sonucu da birbiriyle tutarlıydı.

Araştırmalarda vahşi şempanzelerde görülen bu benzerliklerin esir hayvanlarda görülenlerle eşleştiği ve insanlarda tanımlananla benzediği tespit edildi.

Jane adındaki yeni bir belgeselin çekimine önayak olan Dr. Goodall, belgeselde araştırmasının ilk zamanlarında bulgulara şaşırmadığını söyledi. Bunun sebebini ise çocukluğunda Gine domuzlarıyla, kaplumbağalarla, ve çok sevdiği köpeği Rusty ile geçirdiği zamana ve hayvanların kişiliklerinin insanlara çok benzediğini o zamanlarda fark etmesine bağladı.

‘Dürüstçe söylüyorum her hangi bir hayvana ne kadar yakın olabileceğimizi ve bu kadar çok göz önünde olan kişliklerini nasıl fark etmediğimizi aklım almıyor.’ dedi.

Araştırmalara dahil olmayan, Tempe’deki Arizona Devlet Üniversitesi’nden, Canine Bilim Birliği’nde profesörlük ve yöneticilik yapan Clive Wynne, yapılan bu yeni araştırmanın türlerin kökeni üzerine gayet iyi ve zengin bir tablo çizdiğini söyledi.

“Bu ciddi bir güvenilirlik derecesiyle, önemli bir biçimde, kendiliğinden kurulan mevcut vahşi yaşam popülasyonunun içinde seyrek tespit edilen hayvan karakteri hakkında varsaydığımız birtakım şeyi yedekliyor ve güçlendiriyor,” diyen Dr. Wayne, araştırmanın kendisinin özel alanı olan köpekler hakkındaki araştırmalar ile bu noktada kesiştiğini ve benzer karakteristik özellikleri olduğunu söylüyor.

Georgia Devlet Üniversitesi’nde benzer bir konuda profesörlük yapan ve araştırmaya dahil olmayan Robert Latzman, hayvanat bahçesindeki şempanzelerle alakalı yaptığı araştırmaların deneklerinin vahşi olmasına ya da daha farklı bir kişiliğe sahip olmasına bakmaksızın ardında sorgulamaya açık sorular bıraktığını belirtiyor.

Elde edilen bu veriler hakkında heyecan verici şeyin ise vahşi hayattaki orangutanların bizim düşsel tasarımızdaki temel ruhsal özelliklere ve bütün bu özelliklerin sürekliliğine çok benzer olduğunu söyleyen Robert Latzman, aynı zamanda bunların sadece esir şempanzeler için değil insanlar için de geçerli olduğunu ifade ediyor. Vahşi hayattaki araştırmalar, bu hayvanların insanlara gerçekten de ne kadar benzediğini vurguluyor.

Yeni bir araştırmaya başlayan Alexander Weiss ise kendisinin vahşi hayatta yaşayan hayvanların kişisel özellikleriyle önemli bir biçimde ilgilendiğini söylüyor. Bulguları ise esirlik altındaki şempanzeler ile alakalı yaptığı çoğu araştırmayla benzer.

Edinburgh Üniversitesinde kıdemli bir okutman olan Dr Weiss, Bu benzerliği vahşi hayatın daha iyi gösterdiğini çünkü bunun bize daha genel bir sonuç çizmemize izin verdiğini ve bu kişisel özellik uyuşmalaranın nedeninin sadece hayvanların doğal ortamlarından uzakta yaşaması olmadığını söylüyor.

Söylediğine göre araştırmanın vurguladığı sonuç bir süre sonra yayınlanacak ve böylelikle diğer bilim insanları da bu sonuçları kendi araştırmalarında kullanabilecekler.

Hayvanlarının çoğunun 1973’te araştırılmasına rağmen, yürütülen bu yeni araştırmalarla eski testlerin sonuçları geçerliliğini yitirdi, böylelikle bu da araştırmanın aynı zamanda hayvanların kişisel özelliklerinin zaman aşımına uğradığını açığa çıkarttığını bize anlatıyor.

Türler arasındaki uyumu hala gördüğünü söyleyen Dr.Goodall, şimdilerde Gombe’yi yılda sadece iki kez ziyaret ediyor ve kendilerini birey olarak gördüğü şempanzeler arasından o zamandan beri hayatta olan sadece iki tane var. Dr. Goodall’ın söylediğine göre sadece ikizlerin annesi olan Gremlin adındaki şempanze biraz değişime uğradı.

O, Gremlin’in değişimindeki temel farklılığı yaşlanmasının etkisiyle aynı insanlarda olduğu gibi kendine güveninin artmasıyla ilişkilendiriyor ve araştırmacıların Gombe’de hala bu kadar ilgi çekici şey bulmasına sevindiğini, bu ilgiyi Tanzanyalı saha araştırmacılarının uzmanlıklarının geliştirdiğini söylüyor.

Ve tabii ki Dr. Goodall, sadece insanoğlunun kişiliğe, zekaya ve duygulara sahip olduğunun düşünüldüğü zamanlardaki akademik perspektifin değişmesinden dolayı çok mutlu.

Dr. Goodall, bugün hayvanların kişilikleri hakkındaki bir araştırmayla doktora derecemizi alabileceğimizi, tam bir döngüye yerleştiğimizi ve bu durumun  kendisinin inandığı her şeyi kesinlikle haklı çıkardığını söylüyor.

 

Yazar: Karen Weintraub

Çevirmen: Oray Girgin

Kaynak: https://www.nytimes.com/2017/10/24/science/chimpanzees-goodall.html