Video Oyunları ve Beyin

Video oyunları oynamanın başka bir aktivite ile uğraşmaktan bir farkı yok, sadece bir aktivite çeşidi.

Son 20 ila 30 yıldan beri gelişmiş ülkelerdeki insanların bilgiyle ve çevreleriyle etkileşim şekillerinde dikkate değer bir değişiklik olmaktadır. Artık multimedya canlılarıyız. Çocuklar topla oynamaktansa bilgisayar oyunlarını tercih ediyor.

Bu durumun, konu bilgi işlemeye geldiğinde kolaylıkla adapte olabilen beynimiz üzerinde bir etkiye sahip olması olası. Şu ana kadar kesin bir cevaba sahip olmadığımız soru ise bilgisayar oyunlarının sebep olduğu değişikliklerin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğudur.

Bilgisayar oyunlarının beyinde bulunan gri madde üzerindeki etkisini araştıran yeni bir çalışmanın cevabı ise – duruma bağlı. Önceki araştırmalar bilgisayar oyunu oynayanların bazı bilişsel beceriler elde edebileceğini iddia ediyordu. Şu anki araştırmacılar bu bulguları şu şekilde özetliyor:

“Özellikle aksiyon oyunları oynamanın beynin görsel dikkat, kısa süreli görsel hafıza, yürütme fonksiyonları ve edinim yoluyla öğrenme yetileri (procedural learning abilities) gibi bilişsel beceri gerektiren alanlarının performansını artırdığı gözlemlenmiştir.”

Tabii ki bu bulgular şaşırtıcı değil. Beyin belirli bir aktiviteye karşılık olarak esneklik (plasticity) olarak adlandırılan yeni bağlantılar kurabilme yeteneğini gösterir. Bu, o işlevden sorumlu olan beyin bölgesinin büyüklüğünde artış görülmesine yetecek kadar belirgin olabilir. Mesela  keman çalanların beyinlerinde, kemanın perdelerini kontrol ettikleri ellerini yöneten kısımdaki gri madde miktarı daha fazla çıkar. Aslında müzik üzerine yapılan araştırma video oyunları üzerine yapılan araştırmayla benzerdir. İkisinde de beynin bölümleri esneklik gösterir.

Günümüzde araştırmacılar beynin kısa süreli hafıza ve uzamsal belleği (spatial memory) barındıran kısmı olan hipokampusu inceliyordu. Araştırmacılar çalışmalarını görsel uzamsal stratejiyi kullanmaya yatkın olanlar ve daha çok karşılıklı öğrenen olup edinimsel öğrenme için ödül sistemine gerek duyanlar olarak ikiye ayırdı.

Bu bölme işlemi rastgele yapılmamştı. Hipokampus, yukarıda da belirtildiği gibi, bir video oyunu ortamında yönünüzü bulmak için kullanılan uzamsal strateji (spatial strateji) ile ilişkilidir. Beyinde ayrı bir yapı olan caudate nucleus ise ödül sistemine ve edinimsel öğrenmeye dahil olur. Şaşırtıcı bir şekilde bir önceki araştırma insanlarda (ve kemirgenlerde) bu iki sistem arasında zıt bir ilişki olduğunu gösteriyor. Eğer hipokampusun boyutunu artırırsanız, aynı zamanda caudate nucleusun boyutunu azaltmış olursunuz, aynı şey tersi için de geçerli. Bu ilişkinin sebebi henüz belli değil ama araştırmacılara göre en ideal durum hipocampus ile caudate arasında bir denge olması.

Araştırmacılar ayrıca ilki birinci şahıs nişancı (Call of Duty gibi) ve diğeri Super Mario 64 gibi 3 boyutlu platform oyunları olmak üzere iki farklı oyun tipini incelediler. 3 boyutlu platform oyunlarını oynamak genellikle uzamsal strateji kullanımı gerektirir ve beklenildiği gibi bu tarz oyunları oynayan tüm oyuncuların 90 saat oynama sonrasında hipokampuslarında büyüme gözlemlendi.

Bu tür oyunları oynarken %83’ü uzamsal öğrenen yerine karşılıklı öğrenen olmasına rağmen birinci şahıs nişancı oyuncuları iki stratejiyi de kullanabilir. Birinci şahıs nişancı oyunlarını oynarken karşılıklı öğrenenlerin hipocampuslarında 90 saat sonunda küçülme meydana geldiği görüldü.

Bu sonuçlar önceki araştırma şüphelenilen şeyi doğruluyor. Öncelikle bu beyindeki kullanıma bağlı esnekliğin başka bir göstergesi. Dahası, insanların uğraştıkları aktivite ile beynin bu aktivite ilgili kısmında artış veya azalma olması arasında doğrudan bir ilişki olduğu fikrini destekliyor. Son olarak hipokampus ve caudate nucleus arasındaki farklı öğrenme stratejilerine dayanan ters ilişkiyi de destekliyor.

Bu araştırmanın sinirbilimin ötesinde çıkarımları da var. Hipokampusun boyutundaki düşüş depresyon ve Posttravmatik stres bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklar ve Alzheimer riskinin artmasıyla bağlantılıdır. Dahası, belli başlı video oyunlarını oynamak, yukarıda da belirtildiği gibi, belirli türlerdeki görevler için yararlı olabilir. Örneğin, video oyunları oynamak cerrahların laparoskopik teknikleri (laparoscopic techniques) kullanma becerilerini geliştiriyor. Yani gerçek hayatta da kullanımları söz konusu.

Tüm bunların sonucu neyse ki basit. En iyi tavsiye hala aynı – sürekli bir şeyler yapın, farklı türden şeyler yapın ve yeni şeyler yapın. Hangi aktiviteyle uğraşırsanız uğraşın bunun için beyninizi kullanırsınız ve bu öğrenme ve esneklik ile sonuçlanır. Beyin, yaptığınız her şeyde bu aktivite için gerekli yapı ve bağlantıları güçlendirir.

Bu yüzden video oyunları oynamanın başka bir aktivite ile uğraşmaktan bir farkı yok, sadece bir aktivite çeşidi. Video oyunu oynamak, oyun sırasında kullanılan bilişsel stratejinin gelişmesine sebep olacaktır. Video oyunları etkileşimin yoğunluğundan ötürü hızlı karşılık gibi bir avantaja sahip olabilir. Ayrıca video oyunları, oyuncunun yeteneği arttıkça zorluğu artacak şekilde dizayn edilebilir.  Böylece her zaman öğrenme için en uygun aralıkta kalabilir.

Video oyunlarının potansiyel bir zararı ise başka aktivitelerle de uğraşmak yerine saatlerce tek tip bir oyunu oynamaya sebep olabilmesidir. Burada ise tekrar “farklı bir şeyler yapın” tavsiyesi devreye giriyor. O eski “her şey kararında gerek” sözü bu sinirbilim araştırmasında da geçerliliğini koruyor. Kısacası farklı tür aktiviteler ile ilgilenin, farklı tür oyunlar oynayın, ve tabii ki daha fazla fiziksel aktivite yapın. Yeni şeyler denemek, beyne özellikle uyarıcı bir etki yapıyor.

Çeşitli bilişsel aktivitelerde bulunmak ve yeni şeyler denemek zihinsel hastalıklar ve bunama riskini düşürecek, aynı zamanda muhtemelen daha zevkli ve eğlenceli olacaktır.

 

Yazar: Steven Novella

Çevirmen: Himmet Caner Kaya

Kaynak: https://sciencebasedmedicine.org/video-games-and-the-brain/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları