Yalan Fabri̇kası – Bölüm 4

1944 sonbaharında, Warren ciddi bir böbrek enfeksiyonu geçirdi. Bu durum onu, tıbbi bakımın yüksek maliyetlerini ve ani bir hastalığın maddi durumu daha kötü olan bir aileye yapacağı felaket etkisini düşünmeye itmiştir. “Bu durumun düzeltilmesinin tek yolunun maliyeti sigorta yoluyla dağıtmak olduğuna karar verdim” diye yazdı anılarında. Çalışanlarından bu duruma yönelik bir tasarı hazırlamalarını istedi. “Sağlık sigortasının sosyal güvenlik sistemi ile toplanması gerektiğine karar verdik. Bazı araştırmalardan sonra bu sistemde işverenler ve çalışanların, ücretlerinin yüzde bir buçuğu oranında katkıda bulunmaları gerektiği belirlenmiştir.” Kaliforniya Tıp Birliği’ne danıştıktan sonra doktorlardan herhangi bir itiraz olacağını beklemiyordu. 1945 Ocak ayında yaptığı konuşmasında Kaliforniya eyaleti için kapsamlı, zorunlu sağlık sigortası önerisini ilan etti.

Earl Warren muhafazakar kimlikle başladığı siyasi hayatını, Amerika tarihinin en nefret edilen liberallerinden biri olarak bitirdi. Ona ne oldu? Tek bir cevap: Whitaker ve Baxter.

Whitaker ve Baxter, valinin planına karşı kampanya yapmak üzere California Tıp Birliği tarafından yıllık yirmi beş bin dolarlık bir ücret karşılığında kiralandığında Whitaker ve Baxter, yasa tasarısının çoğu insanın sevdiği bir kısmını alıp insanlara ondan nefret etmeyi öğretti. “Elin boşsa hiçbir şeyi yenemezsin” derlerdi. Kaliforniyalıların kendi sigortalarını özel olarak almalarını sağlamak için çalışma yürüttüler. Eyaletin elli sekiz ilçesinden elli üçünde dört yüzü aşkın gazetede, kırk bin inç reklam ile duyurulan  “Gönüllü Sağlık Sigortası Haftası” düzenlendi. Whitaker ve Baxter, dokuz bin doktora hazır konuşmalar gönderdi. “Siyasal tıp kötü tıptır.” diye de bir slogan uydurdular.

Gazete editörleriyle kulis yaptılar. Whitaker editörleri ikna etmek için “Halkımız şahsen 500’ü aşkın gazetenin bürosunu aradı.” dedi. Bu gazetelerin çoğunda Campaigns Inc. ile çok geniş reklam işleri yapar ve her hafta yüzlerce kelimelik ücretsiz kopya Kaliforniya Yayın Servisi’nden alınırdı. Whitaker, “Üç yıl içinde sosyalleştirilmiş sağlık hizmetini destekleyen gazetelerin sayısı yüzde 50’den 20’ye indi ve zorunlu sağlık sigortasına karşı çıkan gazete sayısı yaklaşık 100’den 432’ye yükseldi.” dedi.

Bir düşman icat ettiler. “Sağlık Meselesi” denen bir el ilanı hazırlatıp yirmi yedi bin kopya dağıttılar. İlanlarda bir ormanda, bir “korku ormanında”, ağızlarında diş yerine “fatura” kelimesi olan iskeletler tarafından korkutulan bir erkek, kadın ve çocuğun olduğu bir fotoğraf vardı. Whitaker ve Baxter, “Siyaset Kontrolündeki Tıp” isimli bir başka el ilanının da iki buçuk milyon kopyasını yayınladı. Seçmenlerin aşağıdaki mektuba yapıştırmaları için posta pulları bastılar:

Sevgili Senatör:

Lütfen yasama öncesi bekleyen tüm Zorunlu Sağlık Sigortası Senetlerine karşı oy verin. Şu anda bu ülkede yeteri kadar devlet müdahalesi var. Tabii ki “Bir Devlet doktoru”na gitmek zorunda kalmak ya da gitsek de gitmesek de böyle bir doktora para ödemek istemiyoruz. Bu sistem Almanya’da doğdu ve oğlanlarımızın denizaşırı ülkelerde savaştıkları şeyin bir parçasıdır bu tasarı.  Bu sistemi burada uygulamayalım.

1945’te Warren’ın tasarısı bir oyla geçemedi. Warren’ın biyografi  yazarı G. Edward White yaptığı açıklamada, “Sağlık sigortası planının bozulması, insanlık ve sağduyu temelli programların savunucularının bencil, kana susamış, özel çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen insanlara karşı koyamamasındandır.” dedi. Warren yine bir tasarı sundu ve yine Whitaker ve Baxter onu yendi. Warren, daha sonra “Yasamaya hakaretlerle saldırdılar” ve “Tasarımı hiç ettiler” yazdı. Bu, ülkede reklamcıların kazandığı şimdiye kadar görülmüş en büyük yasama zaferiydi. Elbette son değildi.

Yazar: Jill Lepore

Çevirmen: Büşra Tatoğlu

Kaynak: https://www.newyorker.com/magazine/2012/09/24/the-lie-factory

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları