Yalan Fabrikası – Bölüm 3

Politika Nasıl İş Haline Geldi

Geçtiğimiz yüzyılda, Amerikan demokrasisinin işleyişini en çok değiştiren şey, Campaigns Inc.’den önce bilinmeyen bir sektör olan siyasi danışmanlık sektörü oldu. Yirminci yüzyılın ortalarında siyasi danışmanlar, oylarla değil parayla kazanılmış siyasi gücü elinde tutan kişiler olarak parti yöneticilerinin yerini aldı Whitaker ve Baxter, politikayı bir “iş” haline getiren ilk insanlardı. “Her seçmen ve bir tüketici” modern danışmanlık firmalarının sloganıydı ancak bu fikir Campaigns Inc.’den geldi. Siyasal yönetim şu anda, bu yılki başkanlık yarışından yerel okul komitesi adaylarının kampanyalarına kadar her konuda rol alan; yöneticiler, konuşmacılar, anketörler ve reklamcıları da içinde barındıran milyarlarca dolarlık bir endüstrisidir (Kampanyalar asla bitmez. Danışmanlar sadece kampanyaları yürütmekle kalmaz; onlar yönetir. Wall Street Journal’ın yayın kurulu tarafından Bakanlar Kurulu’nun nasıl seçileceğini soran Mitt Romney, bunu çözmek için muhtemelen McKinsey’i getireceğini söylemişti). Ancak yıllar boyunca Whitaker ve Baxter’ın karşısında hiç rekabeti olmamıştır, bu da 1933-1955 yılları arasında yetmiş beş kampanyadan yetmişini kazanmalarının bir sebebidir. Yönetmeye karar verdikleri kampanyalar, Kaliforniya’nın ve ülkenin tarihini şekillendirdi. Campaigns Inc. Amerikan siyasetini hala şekillendiriyor.

1934’te, Upton Sinclair yenilmiş olsa da “End Poverty In California” adaylarının çoğu Demokrat Parti üyeleri olarak seçilmişti. Kaliforniya iki partili bir eyalet oldu. Aralarında Culbert Olson isimli Los Angeleslı bir hukukçunun da olduğu 24 EPIC adayı eyalet parlamentosunda yerlerini aldı ve dört yıl sonra, eyaletin EPIC yönetim kurulunun lideri Olson valiliğe seçildi. Olson, Los Angeleslı bir avukat, yazar ve muhabir olan Carey McWilliams’ı Kaliforniya Eyalet Göçmenlik ve İskan Bölümü başkanı ilan etti.

1938’de Sinclair’ın arkadaşı McWilliams, Kırlarda Fabrikalar: Kaliforniya’daki Göçmen Tarım İşçiliği’nin Hikâyesi adlı kitabını yazarken Olson için kampanya yürüttü. Kitap, Gazap Üzümleri kitabının kurgusal olmayan bir versiyonu gibi yorumlanabilir. Her iki kitap da 1939’da yayınlandı. Steinbeck’in kitabı yasaklandı ve eyalet yasama organındaki Cumhuriyetçiler, sadece McWilliams’ı işten çıkarmak için Göçmenlik ve İskan Bölümü’nü kaldırmaya çalıştı.

1942’de eyalet başsavcısı Earl Warren’ı destekleyen Cumhuriyetçiler, valilik makamında Olson’ın yerini alabilmesi adına kampanyasını yürütmeleri için Whitaker ve Baxter’ı işe almasını tavsiye ettiler. Warren istemeden de olsa kabul etti. Whitaker ve Baxter, Sinclairism’i yenmeyi başarmalarından bu yana, kampanya araç setine birkaç öğe daha koymuştu. 1939’da “Açlarla Kafa Bulmak” gibi broşürlerle Campaigns Inc. Kaliforniya’nın Önerme 1’ini; elli yaşın üzerindeki her yurttaşa haftalık 30 dolarlık bir emekli maaşı, yani her perşembe jambon ve yumurta alabilecek kadar parayı sağlamak için %3’lük bir gelir vergisini yürürlüğe koyacak olan “Jambon ve Yumurta” referandumunu engellemeye yönelik çabalara öncülük etmişti (Harper’s daha sonra “Tipik bir kampanyada on milyon broşür, önemli kişilere ve organizasyon başkanlarına 50.000 mektup, 700 gazetede 70.000 inç reklam, 109 radyo istasyonunda 3.000 spot duyuru, 160 tiyatroda slaytlar, 1000 büyük reklam panosuna afiş ve 18 bin küçük boy afiş kullandılar.” şeklinde bir rapor yayınladı). 1940’da, Cumhuriyetçi Wendell Willkie’nin Başkanlık kampanyası için materyaller hazırladılar; bunlara dinleyiciler arasındaki demokratlarla nasıl başa çıkılacağı konusunda tavsiyeler veren bir konuşmacı el kitabı da dahildi: “Rakibinize ‘Demokrat Parti’ ya da ‘Yeni Düzen İdaresi’ şeklinde anmak yerine, sadece adını kullanarak adayın kendisini anın.”

Whitaker ve Baxter birlikte kusursuz çalışırdı. Telefona birlikte cevap verirlerdi. Birbirlerine ait postaları okurlardı. Her yıl işleri değiş tokuş ettiler: Bir yıl, Whitaker başkan ve Baxter başkan yardımcısıydı; gelecek yıl, tersi. Yığınla para kazandılar. Örneğin, bir referandum kampanyası için, yirmi beş bin ila yetmiş beş bin dolar arasında ücret talep ettiler. Kampanya giderleri için bütçeyi tam kontrol etmeleri gerekiyordu (kurallarından biri: Bütçenizin yüzde yetmiş beşini seçim gününden bir ay öncesi için saklayın). Firma yılda yaklaşık olarak iki yüz elli bin dolar hasılat yapıyordu. Campaigns Inc. imparatorluğun yalnızca bir parçasıydı. Whitaker ve Baxter ayrıca, her reklam için müşteriden on beş sent komisyon tahsil eden Clem Whitaker Reklam Ajansı’nı da yönetti. Kaliforniya Makale Servisi adında, bin beş yüz “düşünce liderine” siyasi makaleler ve üç yüz gazeteye karikatürler, başmakaleler ve makaleler gönderen bir haber ajansı yönettiler. Yerel gazetelerin çoğu, Kaliforniya Makale Servisi tarafından gönderilen her şeyi basacak kadar çaresiz kalmıştı. Bunların arasında, siyasi durum ne olursa olsun Campaigns Inc.’nin lehine olan belgeler de vardı. İşin püf noktası öylesine sinsi yazılar göndermekti ki yorulmuş bir editör bu yazının bir reklamcı tarafından yazıldığını fark etmesin. Bir California gazetesi editörü, çalışmalarını okurken bir oyun oynardı. Adı “fiş nerede” idi.

Whitaker ve Baxter sadece yeni teknikler icat etmekle kalmadılar; bir kural kitabı yazıyorlardı. Asla lobi yapmayın; bunun yerine seçmenleri ikna edin. Baxter, “Uygulamalı siyaset anlayışımız; evdeki insanları ikna edecek kadar mantıklı bir söylemin varsa, senatörün yakasına yapışmana gerek yok” diye açıklardı. Kişiselleştirin: Adayları pazarlamak problemleri pazarlamaktan daha kolaydır. Bulunduğunuz konumun bir muhalefeti yoksa ya da rakibiniz yoksa, onu icat edin. Bir dönem, San Francisco, belediye başkanını görevden alma girişimiyle mücadele ederken Whitaker ve Baxter, onun yerini alabilecek bir Meçhul Adam’a karşı bir kampanya yürütüyorlardı –fikri ortaya atan Baxter’dı. Baxter, bir şapkanın altında gizlenmiş, puro içen şişman bir adamın bir resmini çizdi ve onu “Kim görevden alma girişiminin arkasında?” sorusu ile kentin dört bir yanındaki reklam panolarına astırdı. Halkın sesiymişsiniz gibi davranın. Whitaker ve Baxter, “Görevden Almaya Karşı Yurttaşlar Komitesi” sponsorluğunda radyo reklamları satın aldılar, bu reklamlarda meşum bir ses “Asıl mesele belediye binasının, meçhul bir adam için paravanlık yapan kötücül bir ittifaka tamamıyla teslim edilip edilmeyeceği” demekteydi (görevden alma yenilgiye uğradı). Saldır, saldır, saldır. Whitaker, “Savunma kampanyasına girersek kazanamayız!” derdi.

Muhalefeti hafife almayın. Whitaker ve Baxter’ın her zaman yaptıkları kampanyada ilk bir hafta boyunca “kış uykusuna yatmak” ve bir kampanya planı yazmaktı. Ardından, onlara karşı yapılan hamleleri öngörmek için bir muhalefet kampanyası planı yazarlardı. Her kampanyanın bir temaya ihtiyacı vardı. Basit tutun. Kafiye iyidir (Jimmy ve benim için, 3’ünde ‘evet’ deyin). Asla bir şey açıklamayın. “Açıklamak zorunda olduğunuz şeyler arttıkça,” derdi Whitaker, “destek kazanmanız da bir o kadar zorlaşır”. Aynı şeyi tekrar tekrar söyleyin. Whitaker, “Bir kampanyayı pazarlamak için seçmenin en az 7 kez dikkatini çekmeliyiz” dedi. Kurnazlık düşmanınızdır. Baxter’e göre, “Zihinde yoğun düşüncelere yol açan kelimeler iyi değildir, çökerler”. Basitleştir, basitleştir, basitleştir. Whitaker, “Bay ve bayan ortalama Amerikan vatandaşını çalıştırmaya ya da düşündürmeye çabaladığınızda karşınızda bir duvar yükselir” derdi.

Taraftar alevleri. Whitaker, “Bu ülkede daha fazla partizanlığa ihtiyacımız var” derdi. “Tartışmalardan asla utanmayın; bunun yerine tartışmayı kazanmaya çalışın. Ortalama bir Amerikalı eğitim görmek istemiyor; zihnini geliştirmek istemiyor, iyi bir yurttaş olmak için bilinçli bir çaba göstermek istemiyor” diye belirtir. “Ama bir kampanyada vatandaşın ona ilgi duyabilmesinin iki yolu var ve zaten yalnızca iki tane başarılı yol bulduk.” Ya kavga edebilirsiniz (kimsenin elinden geleni ardına koymadığı güzel bir sıcak çatışmayı sever) ya da iyi bir gösteri yapabilirsiniz (filmleri sever, gizemleri, havai fişekleri, geçit törenlerini sever). “Yani eğer dövüşemiyorsanız iyi bir gösteri yapmak zorundasınız. Eğer iyi bir gösteri yaparsanız, bay ve bayan Amerika bunu görmeye gelecektir.”

Kazanan her şeyi alır. Whitaker, “Yeni bir araba için bir kampanya başlatırsan, müşterin senden illa ilk yılda, hatta onuncu yılda bile alanda lider olmanızı beklemez” demişti. “Ama siyasette size SIRANIZ YA DA GÖSTERİNİZ için para vermiyorlar! Sektörde tutunmak istiyorsanız kazanmak zorundasınız.”

1942’de Earl Warren’ın sorunu sert mizaçlı olmasıydı. Baxter, kadınların Warren’a oy kullanmasını sağlamak için Warren ve ailesinin bir fotoğrafını çekip yayınlama fikrini ortaya attı. Warren’ın karısı Nina itiraz etti. “Ailesinden faydalanılmasını istemiyormuş” dedi Baxter. “Ama Earl Warren’ın o fotoğrafı çektirmesi gerektiğini biliyorduk.” Earl, Nina ve altı çocuklarının bir fotoğraf çekildi. Fotoğrafta Von Trapp Aile Şarkıcıları’na benziyorlardı. Campaigns Inc. bu fotoğrafın üç milyon kopyasını dağıttı.

Yine de, Warren’in ciddi ve somurtkan biri olduğunu inkar etmeye gerek yoktu. Eksiklerinizi kazanca çevirin! Baxter, ciddi ve kararlı bir adamın, tam da savaş sırasında Kaliforniya’nın ihtiyaç duyduğu bir adam olduğunu söyledi. Whitaker, “Savaş dönemi seçmenleri kesinlikle normal olmayan bir duygusal perdede yaşıyor” diye yazmıştı. “Bu kampanya, insanlara davulların ritmini ve bombaların gürültüsünü duyuracak bir kampanya olmalı… Bu KALİFORNİYA’NIN SAVUNULMASI İÇİN BİR SAVAŞ ÇAĞRISI olmalı!”

Warren savunma konusunda güçlü görünüyordu çünkü başsavcı olarak, Japon-Amerikalıların hapse atılmasını savunuyordu. “Japonlar serbest bırakılırsa” diye uyarırdı, “hiç kimse bir sabotajcıyı bir başka Japon’dan ayırt edemez” (Warren daha sonra bu politikasıyla ilgili büyük pişmanlık duyduğunu açıkladı ve 1972’de yapılan bir röportajda ağlamaya başladı). Carey McWilliams, hapis edilmeye karşı çıkan az sayıdaki kamu görevlisinden biriydi. Warren, vali olarak ilk kamu görevinin McWilliams’ı kovmak olacağını söyledi.

Seçimden otuz gün önce Whitaker ve Baxter dört yüz gazetede ve beş yüz reklam panosunda reklam yaptılar. Radyo yayınları yaptılar. Seçim vaatlerini anlatmak için, şehir içinde kamyonlardan sesli yayın yaptılar. Olson’un ekonomi politikalarına saldırdılar. Warren’ı destekleyen herkes için bir konuşmacı el kitabı hazırladılar; bu el kitabı “altı dakikalık konuşma” ve “on beş dakikalık konuşma” taslaklarını da içeriyordu (Daimi tavsiyeleri şuydu: On beş dakikadan uzun süre konuşmamaya çalışın – çünkü insanlar sıkılmaya başlıyor – ve asla yarım saatten uzun süre konuşmayın).

Warren kazandı, ancak kazanma şeklini beğenmedi. Seçimden hemen önce, Whitaker ve Baxter ondan onay almadan bir basın açıklaması yayınladılar ve Warren, onları kovdu. Whitaker ve Baxter onu asla affetmediler.

 

Yazar: Jill Lepore

Çevirmen: Büşra Tatoğlu

Kaynak: https://www.newyorker.com/magazine/2012/09/24/the-lie-factory

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları