Yalan Fabrikası – Bölüm 7

1952’de, ilk kez bir Başkanlık kampanyasında televizyon kullanıldı. 1948’de Amerika’daki evlerin yüzde üçünden daha azında televizyon bulunuyordu; 1952’de, bu rakam hızlı bir artışla yüzde ellileri buldu. O yıl, Cumhuriyetçiler televizyon reklamlarına 1,5 milyon dolar, Demokratlar ise yetmiş yedi bin dolar harcadılar. Televizyonda Eisenhower için, George Gallup’un anketlerine göre hazırlanıp belgesel kisvesi altında yayınlanan “I like Ike”* [Ike’ı Seviyorum] ve “The Man from Abilene” [Abilene’li] reklam filmleri oynuyordu; The March of Time benzeri bir şekilde hazırlanıyorlardı**.

Eisenhower kayıt cihazlarına o kadar yabancıydı ki, bir seferinde açık bir mikrofonun önünde “Bu şey nasıl çalışıyor?” diye söylenmişti. Ama ondan sonraki dönemlerde başkan adayı olan herkes gibi o da eğitildi, yetiştirildi, parlatıldı ve cilalandı; hazır edildi. “Eisenhower Answers America” adlı tv reklamında siyahi bir genç şöyle diyor: “General, Demokratlar bana yaşamın hiç bu günkü kadar iyi olmadığını söylediler.” Eisenhower şöyle yanıtlıyor: “Amerika’nın milyarlarca dolar borcu varken, her şeyin fiyatı ikiye katlanmışken ve hala Kore’de savaşıyorken bu doğru olabilir mi? Bu trajik.” Sonra sert bir şekilde kameraya bakarak diyor ki: “Değişikliğin vakti geldi.”

1953 yılında, Earl Warren Amerika Birleşik Devletleri’nin Adalet Bakanı oldu. “Earl Warren’ı Suçlayın” kampanyası, Warren’ın 1954’te okul içi ayrımcılığın anayasaya aykırı olduğunu ilan ettiği mahkemeden kısa süre sonra başladı. 1955’te Carey Williams The Nation’ın editörü oldu. 1956’da, Whitaker ve Baxter, G.O.P. Aday Gösterme Buluşması’nın tanıtım çalışmaları için San Francisco’ya gitti. Bu arada, Senato Siyasi Faaliyet, Lobicilik ve Kampanya Katkılarını Araştırma Özel Komitesi tarafından sorgulandılar. Whitaker komiteye verdiği demeçte, hükümetin kampanya finanse etmesine karşı çıktı ve şirketlerin kampanyalara bağış yapmasından yana tavır sergiledi.. Komitenin araştırıcıları kampanya danışmanlarının tutumuna şaşırmıştı. Lobiciler mi? Siyasi eylem komiteleri mi? Denetlenmeliler mi? Whitaker, firmasının yaptığının anayasa dahilinde halk tabanı örgütlemesi olduğu ve denetim altına alınmaması gerektiği konusunda ısrar etti.

Yılın ilerleyen aylarında, Kaliforniya firması Baus ve Ross ile birlikte çalışan Whitaker ve Baxter, petrol endüstrisini destekleyen ve onlara daha fazla kuyu açma izni verilmesini teklif eden Önerme 4 için bir kampanya yürüttüler. Öneri, Standart Petrol avukatları tarafından yazılmıştı. Whitaker ve Baxter, esasen referandumun adını Petrol ve Gaz Koruma Yasası olarak değiştirmeleri sayesinde kazandı.

1958 yılında, Whitaker’in ilk evliliğinden olan en büyük oğlu olan Clem Whitaker Jr., iki ortakla birlikte Campaigns Inc.’i satın aldı. 1960 yılında, Nixon Başkanlık için çalışmalara başladığında Campaigns Inc., Kaliforniya’da onun kampanyasını düzenledi. Whitaker’ın ortaklarından biri, “Büyük ihtiyaç, saldırıya geçmektir.”, demişti. En iyisi “İsa Mesih ve Karl Marx’ın Eleanor Roosevelt ile bir ruh çağırma ile buluşup ortak bir destek açıklaması yapmaları durumunda bile Nixon’a oy vermeyecek liberal Demokratlar’ı” unutmak. Nixon, Kaliforniya’yı kazandı ama seçimi kaybetti. Televizyonda berbattı. Kennedy, “Durumu tersine çeviren şey televizyondu.” dedi. Bunlar yaşanırken, Demokratlar da politik danışmanlık şirketlerini işe almaya başlamışlardı. Herkes yaptı. Bu bir silahlanma yarışıydı.

Clem Whitaker, 1961’de amfizemden öldü. Dört yıl sonra Ronald Reagan, Kaliforniya valiliği için aday olduğunda, Kaliforniya’daki Spencer-Roberts firmasını işe aldı. Spencer-Roberts, Whitaker ve Baxter kural kitabını kullandı. Reagan, 1966 yılında Stuart Spencer’a“Bir şeyi biliyor musun, Stu? Siyaset şov işi gibi. Müthiş bir açılış yapıyorsun, bir süre kıyıda kalıyorsun ve sonunda müthiş bir kapanışla bitiriyorsun.”

Upton Sinclair, 1968’de New Jersey’deki bir bakım evinde öldü. O yıl H. R. Haldeman, J. Walter Thompson reklam ajansının Los Angeles ofisi müdürlüğü işini Nixon’un Başkanlık kampanyasını yürütmek için bıraktı. Haldeman 1952’de Eisenhower-Nixon’a hizmetlerini sunmuş ve Başkan Yardımcısının 1956’da yürüttüğü kampanya için çalışmıştır. Mesleğin sırlarını en iyilerinden öğrenmişti. Bir defasında eski günleri hatırlayarak, “Whitaker ve Baxter büyük işler yaptılar.” dedi.

Nixon’ın danışmanı William Gavin bir notta şunları yazdı: “Seçmenler aslında tembeldi, gerçekte ne hakkında konuştuğumuzu anlamaya çalışmakla bile ilgilenmiyorlardı.”. Başka bir notta da “Mantık, yüksek bir disiplin ve konsantrasyon gerektirir; izlenim ise daha kolaydır.”, demişti. “Mantık, izleyiciyi geri iter, ona saldırır, kabul etmesini veya reddetmesini talep eder; izlenim, zekâ gerektiren bir talepte bulunmadan onu sarmalayıp içeri davet edebilir. Onlarla tartıştığımızda, cevap verme çabası göstermelerini istiyoruz. Onların aklıyla etkileşime girmeye çalışıyoruz ve bu çoğu insan için en zor şey. Duygular daha kolay uyandırılır, yüzeye daha yakındır, daha kolay şekillendirilebilir.”

Nixon kampanyasını yürütenler, adaylarının televizyon kayıtlarını inceledi. Yetersiz duygu. Richard Nixon’un televizyon başdanışmanı Roger Ailes 1968’de, “Kollarını hala biraz ‘tahmin edilebilir’ ve biraz da sık kullanıyor.” dedi. “Ancak bu noktada onu engellemek iyi değil.” Ailes artık Fox News’in başkanı.

Clem Whitaker öldükten sonra, Leone Baxter, Whitaker ve Baxter International ismiyle bir firma yönetmeye devam etti. San Francisco’daki Fairmont Hotel’de bir çatı katı dairesinde yaşadı. Sahne arkasında çalışmaktan hoşlanıyordu. Tüm yaşamı boyunca -2001 yılında, doksan beş yaşında öldü- nadiren röportaj verdi. 60’lı yıllarda bir istisna yaptı. “Oyunun başlarında tasarladığınız ve yıllar boyunca çok başarılı bir şekilde kullandığınız prosedürler hala işe yarıyor mu Leone, yoksa bunları değiştirmeyi gerekli buldunuz mu?” şeklinde bir soru yöneltildi ona.

“Benim söyleyeceğim temel kuralların tamamen değişmediği.” dedi. “Stratejiler değişmedi.” Elbette televizyon vardı. “Ama politik kampanya felsefesinin katiyen değişmediğini söyleyebilirim. Araçlar değişti, felsefe değişmedi. ”

Ayrıca, “Siyasi halkla ilişkiler çalışmaları, siyasi gücü gerçekten siyasetçilerin ellerine teslim etmez mi?” diye soruldu.

“Bazı durumlarda olabilir ve oldu da” dedi, dikkatli bir şekilde. “İnsanların akıllarına yol gösterme işinin en ahlaklı, prensip sahibi insanların; yaşadıkları dünya ve çevrelerindeki insanlarla gerçekten ilgili insanların elinde olması gerektiğine inanmamın sebebi bu, aksi takdirde bu iş, yaşadıkları dünyayı hiç gözetmeyen insanların ellerine düşer. Bu çok, çok zararlı bir şey olabilir.”

 

Editör Notları:

* Ike: ABD’li general ve bir dönem ABD başkanı Dwight D. Eisenhower’ın lakabı.

** The March of Time: 1935-51 yılları arasında sinemalarda, filmlerden önce yayınlanan bir program ve radyoda yayınlanan bir radyo tiyatrosu programı. Yazıda, haber programı olarak lanse edilen ama öznel yorumların olduğu programlar olmaları açısından söz konusu reklam filmleriyle karşılaştırılmışlardır.

Yazar: Jill Leopore

Çevirmen: Büşra Tatoğlu

Kaynak: https://www.newyorker.com/magazine/2012/09/24/the-lie-factory

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları