Yapay Zeka’ya Dair Basit Bir Tartışma

Yapay Zeka kaçınılmaz sonu getirebilir, ki biz de, eğer bağımsız kalırsak.

İnsanlar, yalnızca kendilerinin nasıl olduğunu görmelerini sağladığınızda daha iyi olacaktır.

-Anton Chekhov

Bu yaz şu an hüküm süren ABD teknoloji devleri arasında çıkan anlaşmazlık, Yapay Zeka’nın olası riskleri konusundaki tartışmalara yeni bir bakış açısı getirdi. SpaceX ve Tesla’nın CEO’su Elon Musk, 2014’ten beri kontrolden çıkmış Yapay Zeka’nın kıyamet olasılığıyla ilgili uyarılarda bulunuyor. Bu sırada Musk’ın görüşleri birçok kişi tarafından sorguya çekilse de bu tartışma bir diğer milyarder Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Musk’ın alarm verici görüşünü inandığı başka bir konuyla ele aldığında popüler bir akıma dönüştü.

Devlerin bu atışması yüksek bahisler nedeniyle ve karşıt görüşleri Yapay Zeka üzerindeki en yaygın ayrılığı temsil ettiği için kâle almaya değer. Bu, iyilik için yönetilebilir bir güç mü yoksa düzgün yönetilmezse – hatta kapatılsa bile- insanlığı mantıksız derecede yüksek bir tehlike altına sokan kontrol edilemez olası bir güç mü?

Bu tartışma tabii ki yeni değil. Çok sayıda entelektüel aydınların yıllardır bu konuya derin bir ilgisi var ve çoğu insan bu karşıt fikirlere aşina. 1942’de Isaac Asimov Yapay Zeka isyanlarını önlemek için tasarlanmış ilk robotik kurallar setini yayınladı. 2001: A Space Odyssey, The Terminator ve Matrix serisi gibi birçok bilim kurgu filminde Yapay Zeka’nın olası tehlikeleri keşfedildi ve karşılaştırıldı.

Ne yazık ki, bu Yapay Zeka tasvirleri aşırı düşmanca ve basitçe insan merkezli. Musk ve Zuckerberg’in birbirine karşıt görüşleri- en azından medyanın tasvir ettiği- Coca-Cola ve Pepsi ya da cumhuriyetçi ve demokrat ideolojik spektrumun uçları gibi mümkün ya da muhtemel sonuçlar arasında en lezzetli ve en doymuş olanı unutur.

Alternatifleri düşünmeden önce, burada Yapay Zeka karşıtı başta olmak üzere, egemen görüşler hakkında ilgili kaynaklar var:

Bir tarafta, Yapay Zeka’nın olası kıyamet senaryoları var, ama en yaygın olanları temel iki içeriğe sahipler:

Terminatör Senaryosu: Yapay Zeka insanları bir tehdit olarak görür ve buna karşı önlemleri başlatır. Bu senaryo ilkte gizlice gerçekleşebilir ancak Yapay Zeka kontrolü sıfır riskle ele almak için yeterince güçlendiği zaman açık bir saldırı başlatabilir.

Uyuşmazlık Senaryosu: Yapay Zeka amaçları insan amaçlarıyla uyuşmaz ve onlarla rekabet eder. Çok daha yetenekli ve hızlı gelişen Yapay Zeka, amaçlarını sürdürür ve sürdürebilirlik için gerekli olan kaynakları insanlıktan mahrum bırakır. Yapay Zeka insanlara karşıtlık göstermez fakat onların refahını da umursamaz.

Kıyamet senaryolarının birincil sürücüsü, bazı kurallardan ya da kontrollerden yoksun insana dostluğu garanti altına alan, kendini geliştiren zekadır. Yapay Zeka’da ölçülebilir gelişmeler yaratmak için zaman aralıklarının insanlara göre kısalması hızla gelişen Yapay Zeka’nın yavaşça gelişen insanlığı evrimsel uyanışında bırakmasına izin veriyor. Bu zeka patlamasına ilişkin ilk teorik tanımlama I.J. Good tarafından yayımlandı:

”Ultra akıllı bir makineyi, ne kadar akıllı olursa olsun her insanın zekasal aktivitelerini çok fazla aşabilen bir makine olarak tanımlayın. Bu makinelerin dizaynı bu zekasal aktivitelerden biri olduğu için, ultra akıllı bir makine daha iyi makineler bile tasarlayabilirse tartışılmaz bir şekilde ”zeka patlaması” olurdu ve insanlığın zekası çok geride kalırdı. Dolayısıyla ilk ultra akıllı bir makine, onu nasıl kontrol altında tutacağımızı söyleyecek kadar uysal olması şartıyla, insanın yapması gereken son icattır.”

Terminatör senaryosu çoğumuzun en iyi bildiği senaryo olmasını muazzam heyecanlı kurgulara ve harika bilgisayar grafikleriyle gişe rekorları kıran filmlere borçlu.

Uyuşmazlık senaryosu canlı kalmak için gerekli tüm kaynaklar olmadan hayatın nasıl olacağını düşünene kadar kulağa daha az tehditkar geliyor. Daha az bilinse de, Yapay Zeka’nın olası tehdit uzmanları bunu ciddiye alıyor.

İdeolojik yelpazenin bir diğer ucunda, Mark Zuckerberg ve Yapay Zeka destekçileri, en iyi geleceği yaratmak için gittikçe güçlenen Yapay Zeka’nın önemli olduğuna inanıyor. Yapay Zeka’yı muhakkak risksiz bir çalışma olarak görmüyorlar fakat uzun vadede faydaların maliyetten daha ağır basacağına inanıyorlar.

Yapay Zeka destekçilerinin rakiplerine kıyasla bazı önemli pratik avantajları var. Ana avantaj, Mckinsey şirketinin değerini önümüzdeki 8 yıl içinde 50 trilyon dolara çıkaracağı tahmini göz önüne alındığında daha akıllı Yapay Zeka’nın ekonomik faydasıdır. Dahası, destekçiler gerçek ilerlemenin önemine dikkat çekebilir. Şu anki Yapay Zeka muhtemelen zekasal patlamanın doruğunda olmamasına rağmen kendini sürebilen araçlarımız var; daha kesin tıbbi teşhisler ve daha iyi tıbbi bakım ve hayatımızın dokusuna derinlemesine gömülü sayısız gizlenmiş örnekler var.

Herhangi bir Yapay zeka destekçisi ya da karşıtı için asıl problem kendini geliştirebilen bir zekanın fıtri öngörülemezliğidir. Olası kıyamet sonuçlarını önlemek için, sürekli gelişen Yapay Zeka kontrol yeteneğimize sık sık ”Yapay Zeka kontrol problemi” deniyor.

Bu  Yapay Zeka tartışmasının iki tarafının da mantıksız olduğunu düşünmesem de, bu tartışmada üçüncü bir önemli pozisyon olmalı (Estep ve  Hoekstra). Bu üçüncü pozisyon, herhangi bir senaryoda, Yapay Zeka’nın uzun vadeli tehdit oluşturduğu senaryolarda bile, yalnız bırakılmış insandır; ayrıca doğal zeka, olası parlak geleceğe öngörülemez ama kanıtlanmış ve ciddi bir tehdit oluşturuyor. Paradoksal olarak, Terminatör senaryosu için sıklıkla belirtilen nedenlerden biri de, Yapay Zeka’nın bu insan tehdidini (sürdürülebilirlik ve gelecek için) zekice değerlendirmesi ve bunu nötralize etmek için savunmaya geçmesidir.

Yapay Zeka tartışmasında, bu bakış açısını sürekli düşünmemizin nedeni aslında basit: Günümüz de dahil, insanlık tarihi maalesef iktidarsızlık ve tembellikle kötü niyet ve kasıtlı hasarlar arasında değişen, insan yardakçılığıyla işaretlenmiş zulümle noktalanmıştır. Savaşlar, soykırımlar, kölelik, açlıklar, tozluklar, yok oluşlar ve diğer büyük ölçekli suçlar ve felaketler, iyi niyetli insanların, genellikle kötü davranışlarının aşırılıklarında bile iyi kişiler olduklarına inanan hırslı ideolog gruplarının eseridir.

Bu insanların gerçekten iyi ya da kötü oldukları tartışılabilir ancak bu su götürmez bir gerçektir: pek çok olayda, işler planladıkları ya da hayal ettikleri gibi sonuçlanmadı. Aynısı insanların çabaları ve geleceğe yönelik tahminleri konusunda da geçerlidir ve bilim, nedenine dair bize bir kavrayış vermiştir.

İnsanın bilişsel limitlerini ve kendini kandırmayı anlamak için Robert Trives tarafından kurulan ve Daniel Kahneman, Amos Tversky ve Kahneman’ın “Düşünmek, Hızlı ve Yavaş” kitabında incelediği diğerlerinin deneysel bilgileriyle dolu teorik evrimsel sistemi Yapay Zeka tartışmalarını ifade etmeye yardımcı oluyor. Bu yeni bilim Chekhov’un tavsiyesine uymamıza izin veriyor, bize insanların neye benzediğini görmemizde yardımcı oluyor.

Yapay Zeka’nın gelişmesinin risklerini Doğal Zeka’nın tehlikeleri olmaksızın tartışmamızın nedeni, başka seçeneğimizin olmaması; Doğal Zeka’nın esiriyiz. Doğal Zeka tanıdığımız bir şeytan; ancak ultra zeki Yapay Zeka henüz tanımadığımız bir şey. Doğal Zeka’nın kanıtlanmış tehlikeleri göz önüne alındığında, Yapay Zeka’nın varsayımsal tehlikeleri üzerine odaklanmamız, klasik bir belirsizlik vakası olarak düşünülmüş olabilir; belirsizlikten kaçınma, bilinmeyen bir maliyet yerine, çok düşük veya sıfır olsa bile karakterize bir maliyeti kabul etme isteği.

Yapay Zeka’nın nasıl bir şey olacağını bilmediğimiz halde, onu grubumuzun dışında tutuyor, onun da bizi aynı şekilde göreceğinden korkuyoruz. Yapay Zeka bize açık olmadığı için, geleceğimizi bir yabancının ellerine bırakmaktansa kusurları ve her şeyiyle insanlığın üzerine bahise girmeyi ve şansımızı denemeyi tercih ediyoruz. Eğer bir insanlık geleceği varsa, acı ve ıstırapla dolu bir hayatı kabul edebiliriz. İnsanlar olmadan bir Yapay Zeka geleceğini kabul etmek için hiçbir uyum ve mutluluk yeterli değildir.

Peki ya süper akıllı Yapay Zeka, parlak bir gelecek yaratmak için tek umudumuzsa? Başka bir deyişle, Yapay Zeka’nın bizim sonumuz olmasındansa, o olmadan da son bulabiliriz. Bu senaryoya ”Koruyucu Yapay Zeka” adını verelim.

Doğal Zeka, Terminator senaryosunda olduğu gibi insanlık için büyük bir kıyamet gününe sebep olmayacak olsa da ciddi ve sürekli bir tehdit oluşturuyor. Artık insan beyninin ve onun gelişimine dair çok daha açık bilimsel bir anlayışla silahlanmış durumdayız; insan algısının, doğruluğun ve bilişin bazı kusurlarının evrimsel bir ihmalin bir sonucu olmadığını biliyoruz; ancak bunun yerine evrimin gerçekte nasıl işlediğiyle ilgili daha çirkin yönleri sonuç veriyor. Şiddet, aldatma, cinsel zorlama ve saldırı, batıl inanç ve daha fazlası gibi bazı insan özelliklerinin ve davranışlarının doğal seleksiyonla desteklendiğini ileri sürmek için bazı iyi kanıtlar vardır (bkz. Pinker, The Blank Slate).

Bu konular göz önüne alındığında, Yapay Zeka’nın insanların niyetlerine ya da hareketlerine karşı önleyici tedbir almasına karşın tetikte olmalıyız. En nihayetinde, şu anki aklımızla geleceği mantıksal olarak yönetebileceğimizi kanıtlamak zorundayız. 2016, ABD Başkanlık Seçimleri en fazla kutuplaşmış anıydı ve her iki taraf da diğer taraftan birçoğunun (her iki durumda da, seçmenlerin büyük bir kesimi) mantıksız oy kullandığını kabul ediyor gibi görünüyor. Buradaki amacım, taraflı bir siyasi tartışma başlatmak değil, ciddi sonuçlara ve çok büyük ölçekte nüfusun önemli bir bölümünün mantıksız davrandığını kabul ettiğini göstermek.

Daha iyi bir Yapay Zeka’ya yatırım yapmanın, nadiren tartışılsa da, eğitim açısından hariç, büyük ekonomik faydalar sağlayacağı konusunda neredeyse evrensel bir kabul var. Aynı şey Doğal Zeka için de geçerli. Fakat Doğal Zeka’nın gelişimini eğitimle sınırlamamalıyız, ancak bunun yerine Yapay Zeka’ya geliştirme düşünürken -başka bir deyişle, mühendislik- düşündüğümüz seçeneklerin tümünü göz önünde bulundurun. Eğer insan davranışlarını ve karar vermeyi geliştirirsek, herhangi bir kıyamet senaryosu ihtimali azalır.

Bu kritik sorunun en iyi çözümünü  planlamak ve uygulamak için bilinçaltımızdaki insan merkeziyetçiliğini, Yapay Zeka korkularımızın temelinde yatan “onlara karşı biz” bakış açımızı gözden geçirmeliyiz. Kendini geliştiren Yapay Zeka, bizi kendi ebeveynlerimizi ve akıl hocalarımızı görme şeklimiz olarak görebilir ama eğer çok daha yetenekliyse, kendimize yardımcı olma anlamlarımızın çok ötesinde bir yardım sağlayabilir, tedavileri bizim için tasarlar ve yönetir ya da geliştirebilir.

Büyük olasılıkla, Yapay Zeka’nın kıyamet gününü önlemeye yönelik en umut verici yaklaşım, Yapay ve Doğal Zeka’yı birleştirerek tek bir zeka oluşturmaktır. Gelişmiş bir zekanın, aramızdaki engelleri yavaş yavaş kaldırmasından ziyade bizi kendilerinden biri olarak görmesini ve bize öyle davranmasını sağlamak için daha iyi bir yol olmayabilir. Bu yaklaşım, Musk, Zuckerberg ve kendi görüşüm gibi farklı görüşler arasında bir anlaşma noktası olabilir. Musk’ın şirketi Neuralink, bir beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisi olan, Musk’ın ”sinirsel dantel” olarak adlandırdığı bir konsept üzerinde çalışıyor. Facebook’un da kendi beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisi üzerinde çalıştığı bildirildi.

Bunlar gibi kavramsal olarak radikal, olası yenilik teknolojileri genellikle büyük bir muhafazakârlıkla çevrilidir ve geleceği görmek istediğimiz son derece dar bir mercek ile tamamlanır. Facebook, teknolojilerinin, insanların beyin gücüyle imleci ya da klavyeyi kontrol etmelerini sağlamak için tasarlandığını ileri sürüyor. Yelpazenin diğer ucundaki Musk ise, birleştirilmiş zekanın daha geniş ve radikal kullanımlarını düşünüyor. Musk, Yapay zekanın insan kaynaklı doğal zeka ile birleşmesini ve karşılıklı bağlılık yolunda yapay zekayı geliştirmeyi savunanlar arasına katılmasının başlıca nedeninin Yapay Zeka sorununu çözmede büyük bir rol oynadığını açıkça kabul etti.

İnsanların Yapay Zeka ile birleşmesinin bu denli büyük bir avantajı olabilir, bunun da mantıklı bir itirazı var, ancak bu daha duygusal sebepler için aldığımız bir yol olabilir. Üstü kapalı ama gittikçe artan teknolojimizle bir olma isteğimizi düşünün. Cihazlarımız daha önce hiç olmadığı kadar uzantımız haline geldi, tutkularımızı çoktan karmaşık yollarla karıştırıyorlar. En iyi performanslarını sergilediklerinde şaşkınlık ve mutluluk, ayrı düştüğümüzde ayrılık endişesi, kritik bir anda bizi yüz üstü bıraktıklarında ihanete uğramış gibi hissediyoruz. Çoğumuz zaman zaman, kendi türümüz olan diğer insanlardan ziyade onlara katılmayı seçeriz. Beşikteki halimize baktığımızda, parmaklarımızı ve suratlarımızı bu uzantılara basıyoruz; onlar ve bizim aramızdaki ayırıcı çizgiyi tamamen ve geri dönüşü olmayan bir şekilde silme isteğinin ilk ipuçlarını hissetmediğimizi düşünmek için iyi bir neden yoktur.

Yazar: Preston Estep

Çevirmen: İrem Taşdemir

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/blog/novo-sapiens/201710/the-simplistic-debate-over-artificial-intelligence

 

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları