Yekaterinburg Konstrüktivist Mimarisinin Kısa Tarihi

Yapılandırmacı mimari çoğunlukla yazı ve kağıt üzerinde hatırlanır. Hareketin en radikal ve tanınmış iki yapısı olan Vladimir Tatlin’in “Üçüncü Enternasyonal Anıtı” ve El Lissitzky’nin “Lenin Tribünü”, modellerden daha büyük ölçeklerde hiçbir zaman inşa edilmedi. 1917 Rus Devrimi’nin ardından tutunan konstrüktivizm, sanatın toplumdaki değişimleri motive etmek için bir platform olarak kullanılması umuduyla, Kübo-Fütürist sanatçıların kinetikçiliğini ve soyutlamasını Bolşeviklerin sosyal kaygılarıyla birleştirmelerinin sonucuydu. Müze kurumunu bir “sanat anıtı” olarak gören yeni Komün Sanatı gazetesi; “Proletarya, yeni evler, yeni sokaklar, günlük yaşamın yeni nesnelerini yaratacak… Proletarya sanatı, şeylere tembelce saygı göstermekten ibaret olan kutsal bir türbe değil, yeni sanatsal şeyler üreten bir sanat fabrikasıdır.”, diye ilan etti.

Konstrüktivizm tarihinde ‘kağıt mimarisinin’ baskın olmasına rağmen, bu hareketin meyvesini eşsiz bir düzeyde tecrübe etmiş bir şehir var. Yekaterinburg, yaklaşık 1.5 milyon kişiye ev sahipliği yapan, Rusya’nın dördüncü büyük şehridir. Aynı zamanda yaklaşık 140 yapıyla, dünyanın her yerinde Konstrüktivist mimarinin en yoğun görüldüğü yerdir. Yekaterinburg’un mimari tarihinin önemini kutlamak için fotoğraf sanatçısı Denis Esakov, şehrin mimarisiyle ilgili fotoğraflarını ArchDaily ile paylaştı.

Rus mimarlar arasında erken bir coşku dalgasına rağmen, yeni mimari Sovyet lideri Vladimir Lenin tarafından kısa süre sonra kınandı. Tarihçi Charles Jencks’ın belirttiği gibi, “Lenin’e, Marx’a ve daha sonra Stalinistlere zevk veren şey, resimde Courbet’in sosyal gerçekçiliği, edebiyatta Balzac ve mimarlıkta Yunanların klasisizmi idi.”. Bu muhalefet erken gelmiş ve Konstrüktivizm tek taraflı olarak başarısız olmuş gibi görünmüş de olsa, hareketin en radikal savunucuları 1920’lerin başlarında Batı’ya giderken, arkalarında sonraki on yılda gelişecek daha az radikal ve daha toplumsal olarak pragmatik bir form bıraktılar.

Grafik ve reklam gibi yeni kültürün bileşenlerini radyo antenleri, gerilim kabloları, betonarme çerçeveler ve çelik kirişler gibi yeni mimari bileşenlerle birleştiren konstrüktivist mimarlar, alakasız işlevlerin montajı aracılığıyla yeni yapı biçimlerine öncülük ettiler. Başlıca bir örnek, 1923’te Alexander, Leonid ve Victor Vesnin tarafından tasarlanan, inşa edilmemesine rağmen büyük ölçüde etkili olan İşçi Sarayı’dır. Tasarım, birlikte 10 bin 500 kişi kapasitesine ulaşan iki konferans salonu, yönetim ofisleri, bir radyo istasyonu, 6 bin kişilik bir restoran, b,r sosyal bilimler müzesi, emek müzesi, kütüphane, meteorolojik gözlemevi ve astrofizik laboratuarını kapsar. Bunun gibi kümeler, Rockefeller Center veya Brasilia gibi daha sonraki mega projeler ve Rem Koolhaas ve OMA’nın erken çalışmaları üzerinde bariz bir şekilde etkili olmuştur. Konstrüktivizm; yeni film ve tiyatro deneyleri, toplumsal konut, daha az kentleşmiş şehirler ve işçi kulübünü benimseyerek, Charles Jencks’in tabiriyle “çok yönlü ve tam gelişmiş komünist insan yaşamını” yaratmaya çalışmıştı.

Parti hükümetinden gelen karşı rüzgarlar ve toplum seviyesinde destek eksikliği, konstrüktivist mimarların, İşçi Sarayı gibi “sosyal enerji santralleri” yaratma hedeflerini gerçekleştirmelerini engelledi. Bununla birlikte Yekaterinburg, 1926’da konstrüktivizmin desteklendiği dönemlerde Sovyet endüstrisinin merkezi haline geldi. O zamana kadar Ural Dağları’nın eteklerinde yer alan bu şehir, ağırlıklı olarak tek katlı bir ahşap evler şehriydi. Sanayileşme, net geometrileri, keskin açıları, sayısız pencereleri ve terasları ve minimal dekorasyonu olan dört ve beş katlı binaları beraberinde getirdi.

Her ne kadar binaların çoğu sağlam kalsa da Yekaterinburg şehri, mimari korunma konusunda kötü bir şöhrete sahiptir ve son on yılda inşaat sektöründeki bir patlamanın Konstrüktivist tarzda inşa edilmiş binalardan eski birçok yapıyı ortadan kaldırmışken çoğu insan Konstrüktivist yapıların şehrin bir sonraki kayıpları olacağından korkmaktadır. Bu değişikliklerin ışığında, Denis Esakov gibi fotoğrafçılar tarafından şehrin konstrüktivist zenginliklerini kaydetmeye ve kutlamaya çalışmak, her zamankinden daha önemli hale gelebilir.

Not: Yekaterinburg Konstrüktivist mimarisinin bir çok güzel örneğinin bulunduğu fotoğraflara makalenin kaynak linkinden ulaşabilirsiniz.

Yazar: Vladimir Gintoff

Çevirmen: Saffet Yalçın

Kaynak: https://www.archdaily.com/775681/a-short-history-of-yekaterinburgs-constructivist-architecture