Yeni Araştırmaya Göre Sinirli Kadınlardan Hoşlanılmazken Sinirli Erkekler Hala Seviliyor

Araştırmaya göre kızgın erkekler kızgın kadınlardan daha fazla ciddiye alınıyor. Neden?

Law and Human Behavior dergisinde yakın zamanda yayınlanan bir çalışmaya göre, kızgın kadınların insanlar üzerinde nüfuzunu kullanması daha az muhtemelken, sinirli erkek emsalleri için bunun tam tersi doğru. Çalışmanın teorisine göre araştırmacılar, katılımcıların “bir cinayet davası hakkında bilgisayar ortamlı sahte jüri görüşmesinde olduklarını düşündükleri” bir kurmaca örneklem oluşturdular.

Çalışmanın katılımcısı bilmese de, örneklemdeki diğer jüri üyeleri sadece kağıttakileri okuyorlardı. Sahte duruşmadaki beş jüriden dördüne katılımcının hükmüne katılma, bir jüriye de reddetme rolü verilmişti. Reddeden bir “erkek” ismi ile etiketlenip katılımcının kararına sinirli şekilde karşı çıktığında, katılımcılar kendilerini sorgulama eğilimi gösterdiler. Reddeden jüri tipik bir kadın ismiyle tanımlanmışken aynı senaryoyu takip ederek sinirini belli ettiğinde, katılımcılar ilk hükümlerine güvenme ve kendilerini sorgulamama eğilimi göstermişlerdir.

Kızgınlık yaşadığımız dünyaya gerçekten haklı bir cevap

Dr. Jeanne Vaccaro Indiana Üniversitesi’nde cinsiyet araştırmaları doktora sonrası akademi üyesi ve Kinsey Enstitüsü Cinsiyet , Toplumsal Cinsiyet ve Üreme alanında araştırma görevlisi. “ (Bu araştırmaya) İlk tepkim histeri ve histerinin kadını aklen hastalıklı göstermek için tarih içindeki kullanımını düşünmek oldu, her çeşit patlama gerçekçiliğin dışında bir şekilde mantık dışı olarak görülüyor.”

Dr. Vaccaro’ya göre, kadına mantıksız diye bakış çağdaş kültürel akla yerleşmiş durumda. Cinsiyetçi fikirler kendilerini bilinçaltında ortaya koyuyor; insanlar çoğunlukla taşıdıkları önyargılardan habersiz oluyor. “Kadınsı ile histerik arasında ciddi bir eşleme var. ‘Rahim’ kelimesinin etimolojisi bile ‘histeri’ye dayanıyor. Victoria Dönemi’nde kadınları rahatlamaları vb için (histerik) nöbetlerden sonra  sanatoryuma gönderirlerdi.”


“Akıl Bozukluklarının Teşhis ve İstatistik El Kitabı” (DSM) uluslararası tanınmış bir tıbbi kitap. Tarihsel olarak baskı altına alınmış nüfuslar burada çoğunlukla bozukluk olarak sınıflandırılırlar. Dengeli bireylerin durumu uzun zaman boyunca beyaz, cinsiyet değiştirmemiş ve heteroseksüel erkekler tarafından belirlenmiştir, dengeli birey olarak nitelendirilmeyen insanlar bu kitapta aklen hasta olarak gösterildi. Bu konu dışı değil, zira DSM’in insan aklı hakkında bilimsel gerçekleri yansıttığı düşünülür.

Toplumsal adalet hareketleri ilerleme kaydedip toplumu geliştirdikçe ilk olarak ayrımcılığın somut tezahürü kaybolur. Siyaset ve kanun reformu eşitsizliği düzeltmeye girişir. Örneğin 1973’te, gey özgürlüğü hareketinin uyanışı sırasında, homoseksüellik akıl hastalığı kategorisinden ve DSM’den çıkarıldı.

Günümüzde, dünyamızda insanların kızgın olmasına izin verilmesi çok önemli bir şey

Dr. Vaccaro, aynı durumun 1950’de bu kategoriden çıkan histeri için de mevcut olduğunu belirtiyor. Fakat kültürel önyargılarda belgesel bir değişimin basmakalıp yargıların yok olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor: “Histerinin peşinden başka şeyler de türedi. Hala kadınların mantıklı olmadığına dair geçmişten gelen bir kanı var.” Dr. Vaccaro’ya göre, bazı insanlar kategoriden çıkarıldıktan sonra histerideki cinsiyet önyargılarının yer değiştirip fibromiyalji, Lyme hastalığı ve kronik yorgunluk gibi tıbbi durumların doktorlar tarafından göz ardı edilmesi halinde kendini gösterdiğini öne sürdü. “Artık histeri diye bir tanı olmasa da, insanlar histeriden kalan boşluğun bu yeni hastalıklarla dolduğunu söylüyorlar.”diyor. “Kadın hastalar doktorları tarafından dinlenmediklerinden şikayetçi. Bunlar kronik ağrılar yaşadıklarını belirten insanlar. Doktora tekrar tekrar gidiyorsunuz ve kimse dinlemiyor.”

Dr. Vaccaro, bu çalışmanın üzücü sonuçlarında görülen kalıcı önyargı biçiminin kadınlara özgü olmadığını ekliyor. Farklılığın patolojik olarak incelenmesi gibi, tarihsel olarak ezilen nüfusların duyguları,beyaz olmayan insanların öfkeleri umursanmadığı veya onlara karşı kullanıldığında olduğu gibi, yüzyüze bir seviyede sıklıkla ciddiye alınmıyor. “İnsanlar post-sömürgecilik, kurumsal ırkçılık, gündelik ırkçılık ya da gündelik cinsiyet ayrımcılığına gerçekten kızmalı ve kızabilmeliler. Kızgınlık yaşadığımız dünyaya gerçekten haklı bir cevap.”

Bu önyargılar önemsiz değil. Örneğin cinsel taciz mağdurları sosyal zulümden korkuyorlar ve bu onların tacizci ve tecavüzcülerinin aleyhinde konuşma eğilimini azaltıyor. Öfke, saldırıya karşı doğal bir tepki, ancak öfkeli olmanın davanızı zayıflatması muhtemel olunca önce çıkmak, ayrıca olayı arkada bırakmak veya diğer mağdurlara yardım etmek için hikayenizi paylaşmak çok daha zor .

“Şu anda dünyamızda insanların öfkelenmelerine izin verilmesi çok önemli bir şey.”, diyor Dr. Vaccaro. “Polise öfke, cinsiyetçiliğe öfke.” Öfkenin doğru, cinsiyetçi düzendeki şeyleri aksattığı için de tehdit edici olduğunu belirtiyor. “Bu cüretkar, politik ve mevcut duruma karşı koyan biri olmak gibi. Bu, güç ilişkilerinde şu an üstte olan kişileri mutsuz eder. Güçleri karşı koyma ile düşürülür. Ama nasıl öfkeli olunmasın?”

Yazar: Diana Tourjée

Çevirmen: Aybike Aydal

Kaynak: https://broadly.vice.com/en_us/article/3dxm38/new-study-reveals-no-one-likes-angry-women-angry-men-still-beloved

 

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları